Aynennn aynennn geçeceksiniz o işi
Beni gördüğünüze sevinip sevinmemeniz kesinlikle umurumda değil, zira siz erkeklerin gösterdiği bu cömert ilgiye zerre değer vermiyorum.
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Taijin kyofusho, bir kaygı bozukluğu olan bu sendrom Japonya'da oldukça yaygın bir şekilde görülür. Kişi bedeninin, bedeninin bir bölümünün ya da bedensel işlevlerinin başkalarını rencide edebileceği, utandırabileceği ya da benzer bir şekilde rahatsız edebileceği konusunda kayda değer bir korku yaşarlar. Bu bozukluğu taşıyan insanlar genellikle bakışları, yüz ifadeleri ya da beden kokuları ile başkalarını utandırmaktan ya da rahatsız etmekten korkarlar ( Levine & Gaw, 1995 ).
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam
Birine gereğinden fazla değer verirseniz eğer, artık sürekli kendinizden verdiğiniz için siz değer kaybetmeye başlarsınız ve onun gözünde ona verdiğiniz değer ölçüsünde değersizleşirsiniz.
Alıntı
Bir insana verdiğiniz değerin, onun gerçekten değerli olmasıyla ya da bunu hak edip etmemesiyle hiç ilgisi yoktur. Değer vereceğiniz insanları kendiniz seçersiniz ve bunu yaparken çoğu zaman ne durumda olduklarına aldırmazsınız.
Alıntı
Bu kadar kısa süren bahtiyarlık bile sonunda bir tiksinti ile bitiyordu. Böyle bir dünyada yaşamaya değer miydi?
Sayfa 162·Kitabı okuyor
Sadece okumak değil, Yüzleşmek..
Okurken yalnızca bir yazarın düşüncelerine eşlik etmedim; aynı zamanda kendi alışkanlıklarım, zaaflarım, ertelemelerim ve mutluluk arayışımla da yüzleştim. Modern çağın görünmez bağımlılıklarını, sürekli uyarılma hâlimizi ve tatmin olamayan zihnimizi anlatan bu kitap, bunu didaktik bir dille değil; düşündüren, sorgulatan ve zaman zaman insanı kendisiyle baş başa bırakan bir üslupla yapıyor. Her sayfada “Evet, bu tam da benim yaşadığım şey” dediğim anlar oldu. Kitabın en güçlü yanı ise bölümlerinin birbirinden bağımsız gibi görünmesine rağmen aynı bütünün vazgeçilmez parçaları olması. Açıkçası tek bir bölümü bile gereksiz ya da sıradan bulmadım. Her bölümün içinde altı çizilecek, not alınacak, hatta dönüp dönüp okunacak cümleler vardı. Bazı kitaplarda birkaç etkileyici bölüm öne çıkar; bu kitapta ise her bölüm kendi başına bir alıntı kadar değerli, bir farkındalık kadar güçlüydü. Yazarın dopamin kavramını yalnızca bilimsel bir terim olmaktan çıkarıp günlük yaşamın merkezine yerleştirmesi oldukça etkileyiciydi. Telefon ekranlarında geçen saatlerden ertelenen hedeflere, anlık hazların uzun vadeli mutluluğu nasıl gölgelediğine kadar pek çok konu sade ama derinlikli bir şekilde ele alınmış. Bu nedenle kitap sadece bilgi veren değil, davranışlarımızı yeniden değerlendirmemizi sağlayan bir eser hâline geliyor. Okurken en çok hoşuma giden şeylerden biri de yazarın okuyucuya yukarıdan bakmaması oldu. Suçlayıcı bir dil yerine farkındalık oluşturan bir yaklaşım benimsemiş. Bu da kitabın samimiyetini artırıyor. Kendinizi eleştirilmiş değil, anlaşılmış hissediyorsunuz. Kalk Bir Dopamin Demle, günümüz insanının en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını, motivasyon eksikliğini ve sürekli tüketim döngüsünü anlamak isteyen herkes için değerli bir kaynak. Ancak bence bu
Reklam
Reklam