Hasan Taşdelen

Hasan Taşdelen
@demhanem
gezesimgeldi.com instagram: @hasantasdeln twitter: @hasantasdeln tumblr: demhanem Herşeyini içine atıp kendini denize kuşlara vuran,yalnızca bir gezginim ben. Ya sizler daha önemli şeylerle mi meşgulsünüz ?
Her anlamda kendimden yoruldum. En derinden en gizli köklerime kadar her şeye bıkkınlığımı bulaştırdım. İçinde ne cehennemler ne araflar ne cennetler var. Fakat benim gibi sakin ve huzurlu birinin hayat ile uzlaşmayan şeyler yaptığı nerede görülmüş. Hayat ile aramda olan camın bu kadar saf olduğunu düşünmezdim. Ne kadar açık görüp anlasam da bazen ona dokunamıyorum. İşten eve yürürken, kusursuz kurduğum cümlelerim ile camın bu köşesinden kendi kendimi suçlayarak tedavi ediyorum. Bir Nar bülbülünden, ağaçtan, huzurdan, sevdiğim kadının ellerinden…Ne gelirse onlardan gelir bana: Çalışma gücü, yaşama direnci. Arzumun hissettiği bunca şey ile önce dik bir beden ve dimdik bir ruh inşa etmeliyim. Mutlulukta asgari şart bu.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Donmuş bir gölün üstünde koşmayı, bisikletimin üstünde dans etmeyi, göğsümü ısıtan ateşin yanında yıldızları seyretmeyi, kulağıma değecek güzel gerdanlı bir kuşun sesini ya da eşsiz bir müziği, yüreğini burktuğu yerde bir kadının bir erkeğe söyleyeceği şeyleri öylesine çok seviyordum ki biriktirip kazandığım ne varsa, para, itibar, aile, iş bir kenara itebiliyordum. O eşsiz hazları tattığınızda yok olmaya aldırmıyorsunuz. Tüm bunlar olurken dışarıdan sizi izleyen bir insanın yargılarında ne kadar “saçma, dengesiz” geldiğiniz düşüncesi olur. Çünkü bu yargılara sahip insanlar tüm bunları imkansız hayaller olarak görürler. Hiç düşünmezler bir gün öleceklerini. Karşılara geçip en sevdiğim soruyu sorarım onlara ” Hiç ölümü önemsizleştiren bir duygu yaşadınız mı? “ Tüm bu sorumlulukların, soruların üzerinde, karşılığında ömrümü verebileceğim kadar büyük bir haz edinmek için yaşadığım şu zor hayatım. Söyleyin hadi ! bilmediğiniz, anlamadığınız şeyler sizi mahvetsede yaklaşan bunca cazibeli mutlu şeylerden kaçar mısınız ?
Neden önemsiyorum ki giydiğim ceketimi, ayakkabımı…Neden istedikçe istiyorum? Gözümü kapattığımda ise sadece bisikletimin tepesinde iki elimi bırakıp, tam o fransız şarkının en güzel yerinde ağaca çarptığımı görüyorum. Ne delice değil mi? Ortaklıkta çarpacak kadar ağacın bol olduğu bir yerde bisikletim ile olmam. İşin garibi kesin o fransız şarkıcının beni dans ettirmesi yüzünden oluyor tüm bunlar. Neyse demem o ki hayallerimi istila eden güzel şeyler var.
Bazı şeylerin güzelliğini tek başıma seyrettiğim zaman yaşamımdaki eksikleri anlıyorum. Bir çok insan yalnızca yemek yemek için yaşıyor, yaşamak için yiyen insan ne kadar az. Yaşamım boyunca gözlerime aşık edecek, ayaklarımın yorgunluğuna değecek şeyler arayıp duruyorum. Önemli olmadıkça, macerayı reddediyorsam, günahkarım. Bunca güzelliği, sevgiyi, ışığı, kahkahayı göremeyecek kadar günahkar…
Bugün oturdum ölümü düşündüm. Kilometrelerce bisiklet binemeden, daha çok toprağa basmadan, yağmur altında ıslanmadan, çocukların incili gülüşlerini görmeden, bir hayalin dağıtıcısı olmadan ölmeyi düşündüm. Bir şeylerin değerini 2 metrelik çukura girince anlamaya ne gerek var ?