Kerem Demir

Kerem Demir
@demir9
..
İÇTİAD KAPISI NEREYE AÇILIR?
İçtihad İslamcıların bir başka hareket noktası ve önemli bir dayanağıydı.Onlara göre içtihad ulemaya verilmiş bir hak,bir yetki idi ve İslam dini değişen zamanlar ve gelişen olaylar karşısında varlığını,canlılığını,geçerliliğini ancak onunla koruyabilir,garanti altına alabilirdi.XII.yüzyıldan bu yana içtihad kapısı kapatıldığı ve taklide bel bağlanıldığı için İslam dünyası gelişmelerin dışında kalmış,dinamizmini kaybetmiş,gerilemiştir.İslamın gelişmesi ve ilerlemesi isteniyorsa içtihad kapısı mutlaka açılmalıdır. İçtihad kapısının aralanması İslamcılar için hayati bir çıkış yolu özelliği taşıyordu ve birçok bakımdan gerekliydi: 1)Herşeyden önce İslam yeni meselelerle karşı karşıyaydı ve İslamcılar bunlara zamanın şartlarına uygun çözümler getirmek niyetindeydiler. 2)İslam dünyasında birliği temin etmek için mezhepleri birleştirmek,en azından mezhepler arası ihtilafı asgariye indirmek için onları törpülemek,anayasa ve kanunlaştırma hareketlerinde bütün mezheplerden yararlanabilmek,onlardan zamanın şartlarına en uygun olan hükümleri tercih edip almak...gerekliydi,bunun için de içtihad yolu açık olmalıydı. 3)Nihayet batı medeniyetinden yeterince faydalanabilmek,gerekenleri alabilmek ve bir ölçüde tenkitleri karşılayabilmek için de içtihad kapısının sonuna kadar açık olması lazımdı. Seyyid Ahmed Han batıda gelişen modern ilmin verileri konusunda iki yoldan bahsediyordu: ''Önceleri olduğu gibi bugün de yeni bir kelam ihtiyacımız var.Bu kelamla ya modern ilmin doktirinlerini reddeder,onların temellerini sarsar,yahut da onların İslamla uzlaştıklarını gösteririz. 4)İslamcılar İçtihad yoluyla eski ulemanın hakimiyetini kırarak büyük bir yetki ve hakimiyet alanını da ele geçirmeyi umuyorlardı.Muhammed İkbal şu düşünceleriyle bu yetki alanını ne kadar geniş tuttuğunu açığa
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İSLAMCILARIN FİKRİ ENDİŞELERİ
İslamcılar,İslam'da akıl-nakil,din-ilim,din-devlet çatışması olmadığını batılılara ve Müslümanlara isbat etmeyi,gerçekleştirilmesi zaruri bir ilke olarak benimsediklerinden Kur'an ve sünneti her iki anlamıyla da müsbet (memnuniyet veren) bir şekilde ortaya koymaya;büyük ölçüde determinizmi benimseyeme,tabiat kanunu-kanuniyet fikrine yakınlık duymaya yöneldiler.
DEVLET-HİLAFET-KANUN-I ESASİ
Din-devlet ilişkileri çerçevesinde ele alınan devlet konusunun asıl meselesi,dinin (İslamın) bir devlet ve yönetim şekli teklif edip etmediğidir.Biraz farklılıklar taşısa da İslam dünyasında bu konunun bir geçmişi bulunmaktadır.İslamcıların kanaati,''Kur'an'da ve hadislerde bir devlet,hükümet ve yönetim biçimi üzerinde durulmadığı,ilkelerin vazedildiği,bu ilkeleri benimseyen ve uygulayan her yönetim biçiminin şeriata uygun olabileceği...'' yolundadır. Kur'an ve hadislerde yer alan şura (meşveret:danışma,halkın veya ileri gelenlerin bir ölçüde yönetime katılmaları) ilkesi İslamcıların üzerinde çok durdukları bir ilkedir.Meşruti idarenin ve meclis fikrinin dayandırıldığı temel terim de budur.Buna göre İslam Devletini idare eden kişi,idari işlerde özellikle idare edilenlerin hakları konusunda onlara veya onların temsilcilerine danışman,bu danışma dini bir emir olduğu için gözardı edilmemeli,danışmanın neticelerine itaat edilmelidir. . . . İzmir mebusu Seyyid Bey,Hilafet ve Hakimiyet-i Milliye kıtabı ile Hilafetin Mahiyet-i Şeriyyesi adlı Meclis konuşmasında hilafet müesseseinin karşısına milli hakimiyet ilkesine dayalı olarak geliştirdiği meclis fikrini ortaya koydu,buna bağlı olarak da hilafetin kaldırılabileceğini,bu kaldırmanın dinen bir mahzur taşımadığını savundu.Daha da ileri giderek İslamdaki biat müessesesinin,Hz.Osman'ın halife seçilmesinde görev üstlenen 6 kişilik heyetin,milli hakimiyetin,meclisin ve temsil yetkisinin İslamdaki görünümlerinden başka birşey olmadıklarını savundu.Devrinin önde gelen hukukçularından olan Seyyid Bey'in adı geçen konuşması hilafetin kaldırılması konusundaki engellerin bir kısmını kesin olarak ortadan kaldırdı ve muhalefeti büyük ölçüde kırdı. İslamcıların milli hakimiyet ve kanunlaştırma hareketlerine fazlaca yakınlık
ŞEREF-İ İSLAMA KARŞI ŞEREF-İ CİNSİYET KALE BİLE ALINMAZ
Hasılı ayrılık şemmesi (En küçük miktar) bahşedecek her türlü etvar (Tavırlar, davranışlar) ve harekatdan mücanebet (Kaçınma, uzak durma) etmek şartıyla şer-i Muhammedinin (sav) çizdiği daire-i selamet ve saadet içinde Türkler için istediğiniz kadar çalışınız... ''Hulasa Türklüğe değil zaten Müslüman olan Türklere hizmet ediniz'' ''Hiss-i kavmiyeyi hiss-i İslami içinde eritmenin vücubu..'' (Ahmet Naim)
Garp alemi için 'her yol Roma'ya giderse Müslüman dünyası için her yol Mekke'ye gider. (Said Halim Paşa)