Giriş Yap
Demokrasi tek sesin değil, çok sesin yükseldiği bir düzendir. Devlet adamı, yalnız kaptığı köşede durmadan ağustos böceği gibi öten cırlak böcek seslerine değil, halkın içinden yükselen yeni ve canlı seslere de kulak verecek ve bilhassa bunları dinleyecektir.
Samanyolunda Ziyafet, Sezai KarakoçSayfa 62 - Diriliş Yayınları
Reklam
Demokrasi demagojiye açıktır. Seçimle yürüyen sistemleri kolaylıkla etkileyebilen bir hastalıktır demagoji. Ama demagogları tanımak kolaydır. Bol bol el kol hareketleri yaparlar; vaaz verir gibi konuşurlar; dinsel coşku çağırışımı yapan kelimeler kullanırlar; tanrı korkularını içtenliklerinin garantisi olarak gösterirler.
Mizah, demokrasi için vazgeçilmez olan hoşgörüyü içinde taşır.
Yalan söyleyen Tarih utansın saçmalığı
Yazarın kitabın başında tarafsız tarih yazımı olmadığından dem vurup, ardından tüm olayları sosyalist tezleriyle anlatması “bu ne perhiz bune lahana turşusu” dedirtti. Dil her ne kadar iyi kulanılmış olsa da kitap içerisinde amaçlı bilimsellikten uzak anlatım insana “ben ne okuyorum ya” hissi veriyor. Yazarın Amerikan devlet üniversitesinde ders veren bir sosyalist olduğunu öğrenince taşlar yerine oturuyor. Saçmalıklardan örnek verecek olursam ; Fransız ordusu paris’i paris komüninden geri almak istiyor. Komün orduyla savaşıyor ve yeniliyor ama nasıl oluyorsa Fransız ordusu kendi başkentini işgal etmiş oluyor. Nedeni ise o sırada pariste ordunun olmamasından yararlanıp her türlü millletten gelen komünist/sosyalist görüşteki insanların hükümet olmalarının engellenmeleri. Bak sen şu terbiyesiz Fransız ordusuna demek kendi ülkelerinde seçimle gelen hükümeti korumuşlar… Türk ulasal devrimi “Ekonomik çöküş ve Faşizmin doğuşu” başlığından yaklaşık bir sayfada incelenmiş. Paris komününe özel bölüm olan kitapta Türkler sadece bir sayfalık yer bulabilmişler. Kitaba göre Kemalizm faşizm çünkü milliyetçi bir devrimmiş ve pek de demokrasi yokmuş. Vikipedi okuyarak bile daha fazla bilgi edinebileceğinden yazarın eleştirilebilecek ciddi bir iş ortaya koymadığını düşünüyorum. Kitabın başlarından itibaren tarihçilerin bilinçli olarak kadınlara yapılan suçları dillendirmediğinden dem vuruluyor. Söz konusu dönemlerde köleliğin bile serbest olduğu düşünülürse, kadınların okula gönderilmemesinin çok da elzem bir detay olmadığında hem fikir olabiliriz. Bu tür mağduriyet madenciliklerinden etkileniyorsanız ayrı. Özetle hayatınızda hiç tarihle ilgilenmemiş beyaz yakalı bir plaza çalışanıysanız kitap size değişik bilgiler verebilir ama az çok konuya vakıfsanız kötü yazılmış bir propaganda metninden öteye geçmiyor. Bu haliyle yarıda bıraktığım ender kitaplardan birisi olacak.
Reklam
Bugün Batı ülkelerinde uygulanan demokratik idare siteminde insan haklarını koruma ve kollama ilkesi tam olarak mevcut değildir. Çünkü demokrasi çoğunluğun hâkimiyetine dayanır. Hiçbir sağlam mantıkla çoğunluğun verdiği her kararın insan haklarına uygun olduğu, haklı olduğu söylenemez. Kaldı ki insan hakkı diye Anayasa ve kanunlara yazılanları, bu hakların neler olduğuda azınlığın itirazına rağmen, yine aynı çoğunluk tespit eder.
Hakka Sahip Çıkmak, Oğuzhan AsiltürkSayfa 33 - MGV Yayınları,4.Baskı
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42