Ergen bir bireyden neden geleceğini kurmasını istersiniz ki?
Karakterin, zevklerin ve hayata bakış açısının neredeyse her ay kabuk değiştirdiği bir dönemde, bir insanı tek bir meslek etiketine sıkıştırmaya çalışmak hem biyolojik hem de psikolojik gerçeklerle çelişiyor. ​Biyolojik Gerçekler: Beynin mantıklı karar verme, uzun vadeli planlama ve risk analizi yapan bölgesi olan prefrontal korteks, gelişimini ancak 20'li yaşların ortalarında tamamlıyor. Yani gençlerden aslında biyolojik olarak henüz tam hazır olmadıkları bir vizyon bekleniyor. Hızla Değişen İlgi Alanları: Bugün çok sevilen bir ders veya alan, iki yıl sonra tamamen anlamını yitirebilir. Kendini deneme yanılma yoluyla bulma aşamasında olan birine "Hata yapma lüksün yok, hemen en doğrusunu seç" demek büyük bir haksızlık. ​Dünyanın Dinamikleri: Günümüz dünyasında meslekler o kadar hızlı değişiyor ki, şu an seçilen bir bölüm mezun olunduğunda tamamen farklı bir boyuta evrilmiş olabiliyor. Sabit ve kesin bir gelecek planı yapmak artık yetişkinler için bile imkansız. Peki hala neden bu sistem devam ediyor?
Bu öyle gidip bir bakayım, bir deneyeyim diyebileceğin bir şey değil. Bu bir deneme değil. Gidersen, bu bir veda demek.
Reklam
Türkiye sıralamasında ilim derslerimiz oldu deneme. 100 sorudan 43 doğrum var oturup sinir krizi ğeçiricem. Tüm sınıf 8 sıraya yerleşmişiz😩
Gandhi'nin şöyle bir duası var: "Rabbim! Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek, zayıfların sevgisini kazanmak ve yalan söylememek için bana yardım et... Eğer bana para verirsen mutluluğumu alma. Eğer bana güç verirsen beni muhakeme yeteneğimden, eğer başarı verirsen beni alçak gönüllülüğümden, eğer bana alçak gönüllülük verirsen beni saygınlığımdan yoksun bırakma... Benim düşüncelerime katılmıyorlar diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak, onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme... Kendimi sever gibi diğerlerini sevmeyi ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi yargılamayı öğret bana... Başarılı olduğumda sarhoşluğuma izin verme; Başarısız olursam umutsuzluğa düşmeme izin verme; Başarısızlığın, başarının öncesindeki bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla."
1000Kitap
Kitaplar ve puanlama üzerine yorumlarınızı merak ediyorum
Kıymetli 1k üyeleri, sevgili yazar, okur ve inceler arkadaşlar fikirlerinizi ve uygulama şekillerinizi bizimle paylaşırsanız çok memnun olurum. Okuduğunuz kitaplara puan verirken ya da vermezken neyi dikkate alıyorsunuz? ⭐️kitaba mı yazara mı siz de bıraktığı etkiye mi bakıyorsunuz? Yani; Kült eserlerle kendi halinde bir deneme yahut öykü kitabını bir tutup klasik o biçim kitaba 9 verdim onun yanında bu hafif şeye en fazla 4 veririm mi diyorsunuz? İkisi bir mi? hatta hepsinin yeri ayrı deyip her gruba ayrı puanlama mı uyguluyorsunuz? Bilmem kaçıncı yüzyılda yaşamış dünyaca ünlü bir yazarın klasik eserleri içinden en vasatıyla henüz çiçeği burnunda gencecik bir yazarın beklenmedik bir başarıyla kaleme aldığı kitabını bir mi tutuyorsunuz? Ya da adını ilk defa duyduğunuz yazarın müthiş bir edebî dille yazdığı okuma sayısı çok az olan kitabına sırf sonunda sevdiğiniz karakter öldü diye düşük puan mı veriyorsunuz? Hadi 1000kitap’ın hakkını verelim de aydınlatalım şu konuyu Daha ilginç yöntemleri olanlar 👇🏻 Elinde 10 puanla rastgele bu 2 şuna da 7 vereyim ah elimde 9 kaldı dur şuna vereyim gitsin diyen ve Kitabın popülerliğinden etkilenip anlamasa beğenmese de yüksek puan verenler, zaten okumayıp ordan burdan gördüğü alıntıları göstermelik paylaşanlar siz iletiyi geçiniz.
1000Kitap
Deneme kampı ilerledikçe artık daha kolay akıyor gibi. Ama yine de zorlukları var.
Reklam
Reklam