Puan vermedi·250 syf.··
2026 126. kitabı
Bugün sizlere fantastik bir kitapla geldim. @temmuzunkulleri ’ın kalemiyle hayat bulan “Temmuz’un Külleri”, sıradan bir gençlik hikayesinden çok daha fazlasını barındıran, mistik dokusuyla okuyucuyu ilk sayfadan itibaren sarmalayan sarsıcı bir eser. Arizona’nın sıcak rüzgarlarıyla kavrulan Red Moon Yaz Kampı, dışarıdan bakıldığında huzurlu bir dinlenme alanı gibi görünse de efsanevi Kırmızı Ay gökyüzünde yükseldiğinde geçmişin küllerini ve kadim sırları birer birer ortaya dökmeye başlıyor. Cassy Anne’in basit bir yaz kampı beklentisiyle adım attığı bu dünya; Jack, Harper ve Ezra ile yollarının kesişmesiyle birlikte hayal gücünün sınırlarını zorlayan karanlık, gizemli ve bir o kadar da tehlikeli bir serüvene evriliyor. Hikaye, karakterlerin kampın ilk gecesinde buldukları gizemli semboller ve kayıp bir çocuk olan Ethan’ın günlüğüyle bambaşka bir boyut kazanıyor. Peşine düştükleri yedi farklı sembol; gençleri terk edilmiş eski bir tiyatro binasının tozlu sahnelerinden yüksek bir bakım kulesinin zirvesine, yeraltının karanlık geçitlerinden Ezra’nın maskelerle dolu gizemli evine kadar taşıyor. Mekanların karakterlerin ruh halleriyle birleşerek adeta canlandığı bu romanda, her sembol yeni bir tehlikeyi beraberinde getirirken “Zamanın Muhafızları” adındaki gizli örgütün izleri merak duygusunu her an taze tutmayı başarıyor. Yazar, kurguyu sadece çözülmesi gereken doğaüstü bir bulmaca ya da bir polisiye gibi kurgulamak yerine; sarsılmaz dostlukların, kalbi ilk kez pır pır ettiren heyecanların ve büyümenin getirdiği o kaçınılmaz, karmaşık duyguların içten bir anlatısıyla harmanlıyor. Temmuz güneşinin altında başlayan bu macera, sonbaharın soğuk rüzgarları eşliğinde karanlık bir savaşa dönüşürken okuyucuyu ruhun derinliklerine dokunan sürükleyici ve son derece keyifli bir
Temmuz'un KülleriCansu Kurnaz · Harmonia Yayınevi · 20252 okunma
Büyülü Gerçekçilikle Gerçek Hayatın Acısı İç İçe: Ahmarubi
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Fatih Selvi’nin on iki öyküden oluşan Ahmarubi adlı eseri, benim gibi normalde öykü kitaplarına fazla zaman ayıramayan bir okur için bile su gibi akan, son derece keyifli bir deneyim oldu. Yazarla tanışma kitabımdır. Kitap, adını Sudanlı bir göçmen kızın Akdeniz’deki ölüm kalım mücadelesini, boğulma trajedisini, sömürgeciliği, savaşı, göçü ve parçalanmış hayatları anlatan çarpıcı başlık öyküsünden alıyor. Yaklaşık 120 sayfalık bu kısa ama derin eser, özellikle Yeniden Başlamak, Suyun Çekim Kuvveti ve Bir Son Duygusu öykülerini adeta yıldızlayarak ikişer kez okumama sebep oldu. Yazarın cümleleri adeta mısra gibi akıyor. Canlı betimlemeler, melankoli, ince bir ironi, sürreal dokunuşlar ve psikolojik derinlik iç içe geçmiş durumda. Öykülerde sıkça karşımıza çıkan hayvan motifleri, toplumsal eleştiri, hafıza, kayıp ve varoluşsal sorgulamalarla birleşerek büyülü gerçekçiliği gerçek hayatın çıplak acısıyla ustaca harmanlıyor. Yoğun iç monologlar ve duygu odaklı anlatımla bireyin iç dünyasına odaklanan yazar, modern insanın çıkmazlarını ve çelişkilerini etkileyici bir samimiyetle aktarıyor. Poetik ve akıcı diliyle öykülerin içine çekildim. Yeniden Başlamak ise kitabın benim için zirvesiydi. Zihinsel yükler, içsel hesaplaşma ve yeniden doğuşun zorluğu üzerine kurulu bu öykü, “İntihar etmedim, kafamın içinde dönenlerin ağırlığıdır beni öldüren” gibi vurucu cümlelerle insanın kendi kafasının içinde verdiği mücadeleyi derinlemesine işliyor. Hem bireysel hem evrensel bir katman taşıyor.Bu yönüyle özellikle bu ve diğer iki öykü hafızamda çok özel bir yer edindi. Kitap bittikten sonra yazarın diğer eserlerini, özellikle son kitabı Kavanoz Fenomeni’ni merak etmeye başladım. En kısa zamanda onu da okuyup izlenimlerimi paylaşacağım. Kısacası, melankolik ruhu seven, şiirsel ve derin
Duygu ve Düşünce
AhmarubiFatih Selvi · Ötüken Neşriyat · 017 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·200 syf.··
2026 18. kitabı
Bazı kitaplar bilgi verir, bazı kitaplar düşündürür, bazı kitaplar ise insanın uzun süredir sorgulamadan kabul ettiği gerçeklikleri sessizce yerinden oynatır. Erich Fromm’un Sevme Sanatı kitabı tam olarak bu üçüncü kategoriye ait bir eser. İlk bakışta sevgi üzerine yazılmış bir kitap gibi görünse de Fromm, daha ilk sayfalardan itibaren okuru alışılmış düşünme biçiminden uzaklaştırır. Çünkü kitabın merkezinde romantik ilişkilerden çok daha büyük bir soru vardır: İnsan gerçekten sevmeyi biliyor mu? Modern dünyada sevgi çoğu zaman başımıza gelen bir duygu gibi düşünülür. Aşık olmak, doğru kişiyi bulmak, ilişki kurmak, duygusal yakınlık hissetmek… Çoğu insan sevgiyi bu deneyimlerin toplamı olarak görür. Fromm ise tam burada radikal bir itiraz geliştirir. Ona göre insanların temel problemi sevmek değil, sevmenin öğrenilmesi gereken bir sanat olduğunu fark etmemeleridir. Kitabın en güçlü taraflarından biri sevgiyi pasif bir duygu olmaktan çıkarıp aktif bir beceri olarak ele almasıdır. Fromm, tıpkı bir sanatçının yıllarca çalışarak ustalaşması gibi sevginin de disiplin, emek, sabır ve farkındalık gerektirdiğini savunur. Sevgi, kendiliğinden gerçekleşen romantik bir olay değil; insanın geliştirmesi gereken bir kapasitedir. Kitapta dikkat çeken önemli ayrımlardan biri, insanların çoğu zaman sevmeyi değil sevilmeyi önemsemesidir. İnsanlar “Nasıl severim?” sorusundan çok “Nasıl sevilecek biri olurum?” sorusuna yatırım yapmaktadır. Fiziksel görünüm, statü, başarı, toplumsal kabul ya da çekicilik gibi unsurlar, sevginin kendisinin önüne geçmektedir. Fromm burada modern insanın ilişkiler kurarken dahi bir tür görünmez pazarda hareket ettiğini öne sürer. Kitabın belki de en derin bölümü, insanın varoluşsal yalnızlığı üzerine yaptığı analizdir. Fromm’a göre insan kendisinin
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 12. kitabı
#okudumbitti @fenikskitap @isa.ozinan ESRA AKGÜN #bnmdunyamesraetkinlik #herşeyböylebaşladı #reklamdeğil Evet arkadaşlar bugün sizlere oldukça fark tarzda yazılmış bir kitap ile geldim.Şöyle ki, yazar kendi hayatında nereden nereye gelmiş, dipten zirveye çıkışını hayatını analiz ederek anlatmış. Dünya hayatını zahir, rüyalarını ise batın diye tanımlıyor.Rüyaların insan hayatındaki önemi ve gerçekleşmesi üzerine yazılmış bir kitap diyebiliriz.Rüyalarını yorumlaması ve gerçek yaşantısı ile bağdaştırıp yaşaması ilginç geldi bana.Ben de rüyalardan etkilenen bir karakterim . Rüyalarımıza iyiye yorarsak iyi, kötüye yorarsak da kötü olduğunu düşünüyorum. Yazar da rüyalarını yaşantısına yorumlamış. Ben hatırladığım rüyalarımı hep hayra yorarım ki iyi olsun.Evrene her daim pozitif enerji göndermeyi seviyorum.Bu arada yazarın rüyalarını yorumlama tarzı hoşuma gitti.Farklı bir deneyim oldu benim için. Bu farklı deneyim ve okuma okuma için arkadaşım ESRA AKGÜN ya çok teşekkür ederim. Başka kitaplarda buluşmak dileğiyle canım.Her daim kitapla, sevgiyle kalın arkadaşlar.
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202669 okunma
Puan vermedi·254 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Bu kitabı okurken kendimi yağmur sonrası toprağın kokusuna bırakmış gibi hissettim. Jonah Axon’un Petrikor’u, yalnızca bir hikâye değil; içimdeki boşluklara dokunan, kaybolmuş yanlarımı görünür kılan bir yolculuk oldu. Her sayfa, loş bir ışıkta açılan bir kapı gibiydi; ardında hem korku hem umut, hem yokluk hem de varlık vardı. Haritalarda olmayan bir ülke, aslında içimdeki sessizliğin bir yansımasıydı. Petrikor kokusu, ruhumun özüne dönüşünü simgeledi. “Ben kimim?” sorusu, her satırda yeniden yankılandı. Şiirsel ve dramatik bir dil, beni kitabın içine çekti. Kitabı kapattığımda zihnimde yalnızca bir koku kaldı: yağmur sonrası toprak… O koku, yokluğun içinden doğan varlığın en saf hatırlatıcısı oldu. Petrikor, benim için bir roman değil; bir içsel yolculuk, hem düşündüren hem de büyüleyen bir deneyim.
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202676 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:06
Ak Topraklar, Selçuklu dönemine yakın bir tarihsel atmosferde, Anadolu’nun şekillendiği yılları ve bu coğrafyada yaşayan insanların hayatını anlatıyor. Başta açıkçası içine girmekte zorlandım. Dönemin dili ve anlatım tarzı okuma hızımı oldukça düşürdü. Hatta bazı yerlerde geri dönüp tekrar okumak zorunda kaldım. Ve sürekli kitabı yarım bırakmak arasında gidip geldim. Ama sonunda bitirmeyi başardım Zamanla hikâyeye biraz daha alıştım ama yine de kolay bağ kurduğum bir kitap olmadı. Daha çok sabır isteyen, yavaş ilerleyen bir okuma oldu benim için.. Genel hissim: Kolay okunmuyor ama dönemin atmosferini hissetmek isteyenler için farklı bir deneyim. Aslı Utlu
Ak TopraklarEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2021345 okunma