Çok heyecanlandım şu an bu benim ilk incelemem olacak ve başlangıç için çok uygun bir kitap olduğunu düşünüyorum. Umarım kafamdaki gibi bir şey çıkarabilirim ortaya. Neyse daha uzatmadan başlayayım.
Kitabın yoğun bir aşk ve tutku anlattığını her yerde duyuyordum ve beni de okumaya iten tam olarak bunu arıyor oluşumdu. Ancak beklediğimle karşılaşmadım bu beğenmediğimi düşündürmesin. Çok beğendim. Yalnız ben kitabı büyük bir aşktan çok arka planda ilerleyen daha farklı şeylerin pek de sezdirilmeden kendinden ilerleyen şeylerin hayranlığındayım. Karakterlerin kendilerini keşfetmesi ve bununla beraber önyargıları dışarıda bırakıp özgürleşmeleri veya zaman içerisinde ilişkilerin hepsinin birbirinden farklı olduklarını anlamalarını çok güzel işlemiş Marquez. Bunu biraz açmak istiyorum. Özgürleşmekle en çok bütünleştirdiğim karakter Fermina Daza oldu çünkü sığması gereken bir kalıp vardı ve küçüklük yıllarından itibaren çevresindeki insanların davranmaları gerektiği şekilde davranırlarken ne kadar ikiyüzlü olduklarını gördü ve bundan nefret etti ama yine de onca inatçılığına rağmen belki de ondan ötürü kendisi hakkındaki önyargıları bir kenara bırakamadı. Zaman içerisinde dünyayı gezdikçe yaşlanırkenkinden daha çok şey öğrendi kendi hakkında. Kim ne der diye düşünmeyi bırakıp güçlü bir şekilde yaşamayı öğrenmesini okumak beni için çok büyük bir ilhamdı. Şimdi Ariza karakterine gelecek olursam gizliden gizliye içinde taşıdığı ve adını aşk koyduğu duygu günler geçtikçe yoğunluğunu korudu. Onu öyle sağlam tutabilmesinin asıl etkeni de aşkın ne büyük olduğunu okuması, onun için ölmenin ne onurlu olacağını kurması, hayatını buna adamasıydı diye düşünüyorum. Oysa ben kitap boyunca dalgalanan bu karakterin hissettiğine; son sayfalara gelinip artık yaşlanıp, ölümle birlikte yürümeye