...Kısa bir süre öncesine dek Sam asla bu kadar ahlaksızca davranabileceğini düşünmemişti bile.
Düğün gününde karşılıklı evlilik yeminlerini ederlerken, bir gün Kim'i aldatabileceği asla aklının köşesinden dahi geçmemişti. Anne babasının Katolik kilisesinin himayesindeki evliliklerinin "ölüm bizi ayırana dek" kısmının onların evliliği için de geçerli olacağını düşünmüştü. Ama sonunda bunun imkansız olduğu sonucuna varmıştı. Anne ve babası başka bir devirde, başka şartlar altında evlenmişlerdi. Oysa babasının aksine Sam'in sadakati, neredeyse her gün, karşısına çıkan fırsatlar yüzünden sürekli sınanıyordu.
Onun çizdiği yoldan ilerlemek adına pek bir çaba sarf etmediğini ilk o itiraf etse de Sam babasına adeta tapıyordu. Babası öldüğü güne dek tüm varlığını kapısına adamıştı; Sam Kim'i aldatmadan iki yıl zar zor idare edebilmişti. O da düğünden önceki nedimelerden biriyle, Kim'in en yakın çocukluk arkadaşıyla, yediği haltı saymazsak. Sam saymıyordu. Düğünden bir gece önce verilen yemeğin ardından olmuştu bu olay ve ikisi de sarhoştu. Sam sonrasında çok pişman olmuştu.