İran halkı, İslâm coğrafyasının göbeğinde, sorunların ve problemerin odağında, Muslüman halkların hepsinden ayrışmış ve uzaklaşmış olarak öylece duruyor. Şiîlik üzerinden Arap coğrafyasıyla sağlanan yakınlaşma ve politik birliktelikler, İran halkının derin yalnızlığını yok etmeye yetmiyor.
İran’ı yöneten akıl, bu yalnızlığı ve çaresizliği apaçık biçimde kavradığı ve yakaladığı için, kendi politik ajandasının peşinde son sürat yoluna devam ediyor.
Ama her şeyin bir vakti ve vadesi vardır. Halkların dayanma ve tahammül gücünün de.