“Zaman değil, farkına varmak değiştirir her şeyi.” Cins Dergi
Güzel bir hayatı kimse tesadüfen inşa etmez. Kimse bir sabah uyandığında, sırf bir zamanlar bunları dilemiş olduğu için kendini anlam, amaç ve zarafetle çevrili bulmaz. Anlamlı bir hayat, yavaş yavaş, parça parça seçilir: okuduğumuz kitaplar, girdiğimiz odalar, yakınımızda tuttuğumuz insanlar, kök salmasına izin verdiğimiz fikirler. Ve eğer yaşadığınız hayatı sevmiyorsanız, bunun nedeni nadiren daha iyi bir hayatın ulaşamayacağınız yerde olmasıdır. Bunun nedeni, size bu hayatın sizin şekillendireceğiniz bir şey olduğunu kimsenin söylememiş olmasıdır ve bu yüzden hiç başlamamışsınızdır. Uzun yıllar boyunca neden içimde sessiz bir acı taşıdığımı ve bunun nedenini tam olarak anlayamadığımı kavramam yıllarımı aldı. Geriye baktığımda, mutsuzluğumun büyük bir kısmının aslında hiç seçmediğim bir hayatın içinde yaşamaktan kaynaklandığını görüyorum. Seçmediğim yerlerdeydim, çizmediğim yollarda ilerliyordum, etrafım tıpkı hava olayları gibi kendiliğinden oluşan koşullarla çevriliydi. Bunun kendine özgü bir yalnızlığı var. Kendi hayatınızın tam merkezinde durup, bir şekilde, kendinizi onun içinde bir misafir gibi hissetmenin yalnızlığı. Hayatın acımasız olmasından değil. Çünkü o benim değildi. İnsanların mutsuz olduklarını ve bunun nedenini belirtemediklerini söylediklerinde aslında tam olarak bunu kastettiklerine inanmaya başladım. Memnuniyetsizlik her zaman hayatın kendisindeki bir kusur değildir. Çoğu zaman, kişinin kendisi tarafından değil, miras yoluyla edinilen bir hayata karşı sessiz bir protestodur. Yaşayan kişi dışında herkes ve her şey tarafından şekillendirilmiş bir hayat. Şimdi sonsuz bir güzellikler silsilesinin ortasında yaşıyoruz. Dergiler ve filmler, reklamlar ve parlak, kayan ekranlar; her biri aynı nazik vaadi fısıldıyor: Bu da bir gün sizin olabilir. Ve yine
Substack
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ey Ay
Bu bir hikâye değil, edebî serüvenimde bulunduğum nokta üzerine bir güncelleme. Kısacası: Üretken yapay zekâ yazma kapasitemi artırdı. Koltuğa onu oturtmadan, eleştirilerini dinleyerek, hikâyelerimi güncelliyorum. Bu sürecin ilk meyvesi esasen 2018'de yazılmış Yazı isimli hikâyem oldu. Hikâye, Dil ve Edebiyat dergisinin 208. sayısında yer aldı. Şimdi de sitede: hakkans.com/yazi-guncel.htm Uzuncası: Nerelerdeydim ben? Meşguldüm, uzaklardaydım. Dönüp baktığımda, garip bir dönüm noktasından geçmişim de fark etmemişim. Semra’nın Kayıplara Karışması yayınlandıktan sonra, yeni bir hikâye ile devam edecektim Şiar’da. Ama Şiar tam da o zamanda ara vermeye karar verdi. Esas ilginç olan ise, yazdığım hikâyeydi: Uzayamayan Hikâyeler. Gazze’deki soykırımı anlatan, “ıslığı andıran ses”lerle bölünen, bir bakıma yazdıktan sonra kalemi mecburen elimden atan bir metinmiş, fark edememişim. Okumaya devam ettim; ama yazmaya devam etmedim. Neredeyse iki yıl boyunca, birkaç hikâye taslağına birkaç cümle eklemekten fazlasını yapmadım. İş güç, yeni iş arayışları vesaire derken uzaklaşmışım. Ama okudukça, ama hissettikçe, ama düşündükçe, edebiyat içimde devinmeye devam etmiş. Oysaki ben artık “gençlik hevesiydi” diye düşünüp, yetişkinlik hayatına iyice adapte olup, bu sayfayı çevireceğim sanıyordum. Neticede bana kucak açmış tek dergi kapanmıştı. Öbürleriyse ya reddediyor ya cevap vermiyordu. Sonra 2025’in sonu geldi. Kasım ayıydı. Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Birkaç yıldır yuva bellediğimiz York şehrinden ayrılma vakti geliyordu. Taşınma telaşesi, işleri toparlama çabası vesaire derken, edebiyata eskisinden daha da az vaktimin olduğu bir vakitti. Edebiyatsa, tam o anda yine çıktı ortaya. Masum bir fikirdi başta. İşlerimi takip için Notion isimli yazılımı kullanıyordum. Yakın
“Betaserc Bir Münacaat” isimli şiirimler yer aldığım Yedi İklim dergisinin 435.sayısı çıktı.🌷 ilahî! senin rahmetin melceimdir ve rahmeten li’l-âlemîn olan habib’in senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen zaten o senin şanındır. çünkü erhamü’r-râhimîn’sin. dergikapinda.com/urun/yedi-iklim...
“Anahtar Sadakati” isimli şiirimle yer aldığım Edebiyat Ortamı dergisinin 110.sayısı çıktı.🌷 dergikapinda.com/urun/edebiyat-o...
Vay be kitap - dergi elemesine geçtim. Ya satıyorum ya hediye ediyorum.. Böyle böyle kitap kalmayacak elimizde
1000Kitap