Yazar, Stella’nın olabildiğince boğucu ve görece depresif yaşam tarzını başarılı bir şekilde aktarmış. Aslında Stella dahi henüz yeni yeni günlerinin tekdüzeliğini sorgulamaya başlamış gibi ama siz daha ilk bölümlerde bunu anlıyorsunuz. Hatta bence o hayatı siz yaşıyormuşsunuz gibi içiniz sıkılıyor ara ara. Sonbahar aylarının melankolik enerjisiyle okumak için uygun bir kitap yani :)
Saplantılı bir adamın hayatına girişiyle Stella ve çevresindekilerinin yorumları, tepkileri ve kararları anlatılsa da benim için kitap bir kadının kendi “mutsuz ve durağan” ve hatta “robotlaşmış” hayatının farkında olma ama bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmamasını anlatıyor. Konfor alanına alışmayı… Değişimi göze alamamayı…