“- Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlamaz.”
“- Bilgi iki çeşittir… Biri mevzuu bilmek, diğeri ise o mevzuu nereden öğreneceğini bilmek.”
“- Düşünmeden öğrenmek, vakit kaybetmektir.”
“- Okuyacağınız yazarı, arkadaşınızı seçermiş gibi seçin.”
“- Aydın insan, fikir hayatına karşı tükenmez ilgisini sürdürmek için yeterli iradesi bulunan insandır.”
“- Okuyorsan, ne karşındakileri susturmak ve bilgiçlik satmak için, ne her okuduğuna körükörüne inanmak, ne de konuşmalarına mevzu bulmak için oku. Kitap vardır, ancak tadına bakmak içindir; kitap vardır yutulmak, kitap vardır çiğnenmek ve özümlemek içindir… Başka ifadeyle; kimi kitapların ancak birkaç bölümüne göz atmalı, kimisini baştan sona şöyle bir okuyup geçmeli, pek azını da her ayrıntı üzerinde titizlikle durarak adamakıllı okumalı.”
“- Şuursuz ilim, ruhu tahrip etmekten başka bir işe yaramaz.”
“- Rousseau, kendi kendilerini yetiştirenlerin zekâlarında görülen vasfa sahipti: Yani, adı güçe çıkmış şeyleri kolayca, adı kolaya çıkmış şeyleri ise güçlükle öğreniyordu.”
“- Biz, biz oldukça başkasının düşüncesinde kendi mütalâamızı buluyoruz ve kitapları böyle okuyoruz.”
“- Olgun bir okuyucu, çok kez başkasının yazdıklarında, yazarın düşünmediği güzellikler bulur, okuduklarına daha zengin mânâlar ve renkler kazandırır.”
“- Başkalarının bilgisiyle alim olabilsek bile, ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.”
“- Ezber bilmek, bilmek değildir.”
“- Okumak başka, sohbet başka… Okurken bir başka düşünceyle temas hâlindeyiz; ama tek başımızayız. İnsan, fikrî bakımdan çok daha güçlüdür. Konuşma, bu gücü dağıtır. Okurken sadece ilhâm alırız, kafamız dilediği gibi çalışır. Hem yalnızız, hem beraber. Bir nevi mucize!”
“- Güzel kitaplar, yazar için bir son, okuyucu için bir davettirler; suallerimize cevap vermezler. Bizde