Kendisini ‘kafası karışık’ olarak tanımlayan bir hastanın, psikoloğa anlattıklarını anlatan bir kitap okudum..
Kitap 8 bölümden oluşuyor.
‘Hastanede’ ilk bölümü ve hastanede anlatıcının kendine gelmesiyle başlıyor.
Birinci gün, mahalleden tanıdıklarından, kendi yazarlık hevesinden bahsediyor.
İkinci gün, İş bulduktan sonra iş yerindekilerle olan ilişkilerini, yaşadığı sorunlarını okuyoruz.
Üçüncü günde, yeni komşusu İsmail abi ile yaşadıklarını ve İsmail abinin anılarını okuyoruz.
Dördüncü günde, anlatıcının çocukluğuna iniyoruz ve o zamanki duygularını okuyoruz.
Beşinci günde köpeği Garip’in önemini anlıyoruz ..
Altıncı günde, yaptığı yolculuğu, yolda başına gelenleri..
Yedinci günde ise finale geliyoruz ve anlatıcı ile vedalaşıyoruz..
Kısaca başkarakterimizin hayatını, duygu ve düşüncelerini, arkadaşlarını, arkadaşlarının yaşadıklarını hepsini anlatıyor. Sanki psikolog biz okuyucuymuşuz gibi yazılmış. Doktor gözüyle okuyoruz, dinliyoruz bazen de hak veriyoruz.
Maalesef benim için ortalamanın altında kalan bir kitap oldu, 6/10 puan verdim.
Puan kırma sebebim bazı olaylar havada kalmış, aralarında bağ kurmakta zorlandığım çok nokta oldu. Konudan konuya atlamış, bu durum akıcılığı etkilemiş, kafa karışıklığına neden olmuş.
* Alıntılar
Bütün hayatım, sadece kendine yeten, kendine ihtiyaç duyan bir insanı yaratma çabasıyla geçti.
“çivisi çıkmış bir aklın yönettiği bedende kazanmanın bir önemi yoktu.”
İnsan ruhu bir toz zerresidir
ve ölüm onun daima rüzgârı