Ne de olsa deliydi ve kimseyi hoşnut etmek zorunda değildi.
Yapmak istediği her şeyi bir başkasına zarar vermeden yapabilirdi. Yani özgürdü. Normal insanlar delilere bu yüzden özenirler, bu özgürlükten isterler.
Hayatın değerini ancak ölümün kıyısına gelince anlıyoruz.
Kitapta ölümüne bir hafta kalmış bir genç kızın yaşamayı sevmesini anlatıyor.
Akıl hastanelerine daha farklı bakmanızı sağlayacak.
Norm nedir, norm dışı olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir? Bunları anlatıyor kitap. Derin derin düşündürüyor insanı.
Seyahate çıkınca neden rahat ederiz:
Seyahate çıkmak için bir valiz hazırlarız. Ve valizi alıp sokakta çekmeye başlarız. İçimizde garip bir özgürlük hissi.. tam o anda "evet" dersiniz. Bir süre sırf şu bavul kadar eşya ile yaşayabilirim. Belki bir şeyi yanınıza almayı unuttunuz ama nolucak. Gittiğiniz yerde ihtiyacınız olanları nasıl olsa bulabilirsiniz. Otele varırsınız. Yatağa uzanırsınız. Güzel bir his.. oda temiz ve derli toplu. Fazlalık yok. Dikkatinizi dağıtan bir sürü eşyanın arasında değilsiniz. Seyahate gidince kaldığımız yerler bu yüzden bize bu kadar konforlu gelir. Çantanızı koyar, etrafta bir yürüyüşe çıkarsınız. Adımlarınız tüy gibi hafiftir. Sanki sonsuza dek yürüyebilirsiniz. Seyahat dönüşünde de elinizde bir sürü eşya birikir. Ve yine o rahatsız his gelir. Bu da maximalist haldir.