Nedense Türk halkı sünnetin çok iyi bir şey olduğuna inanır. Ve bunu büyük bir temizlik sayardı. Oysa İrfan, Türk erkeği denen türün hayatı boyunca devam eden kadına tapma ve kadın düşmanlığı çelişkisinin küçük yaşta geçirilen bu sünnet travmasına bağlı olduğunu düşünüyordu. Türk erkekleri sünnetin onları AIDS'ten de koruduğuna inanırlardı. Bu yüzden önce karadeniz kıyılarını, sonra da İstanbul başta olmak üzere bütün büyük şehirleri ve Antalya gibi kıyı kentlerini dolduran binlerce rus kızla yatarken hiç kimse tedbir almazdı. Çünkü sünnetli olmak korurdu onları. Bu konuda daha garip adetler de geliştirmiş olanlar da vardı. Mesela karadenizliler sevişmeden önce rus kızların bacak aralarına limon sıkıyorlarmış. Limon giren yere doktor girmez ki :)) Ayrıca kızların taşıdığı hastalıklar kimsenin gözünü korkutmazdı buralarda kolay kolay!
On yıllarca önce köylere ilk kez elektrik geldiğinde tellere dokunmanın insanı öldüreceği uyarısı üzerine bir çok erkek "yiğit adam şuncacık telden mi korkar" diye elalemin gözü önünde elektrik tellerine sarılmış, sonra da dişleri takırdıyarak ve zangır zangır titreyerek telef olup gitmişti. AIDS'ten korkmak da Türk erkeğinin kendisine yaptırabileceği bir şey değildi.
"Biz" kelimesi bilinen ilk kelime olamaz, olmamalıdır. Bu kelime insanların ruhuna "ben"den evvel yerleştirilmemelidir. Yoksa bir canavar haline gelir. Yeryüzünün bütün kötülüklerinin kökü; insanın insanlar tarafından istismar edilmesinin, insanların insana inanılmaz işkenceler yapabilmesinin sebebi olur yoksa bu kelime.
"Biz" kelimesi insanın her bir yanının alçıyla kaplanması gibidir. Onu önce taş gibi sertleştirir ve altındaki her şeyi kısa zamanda tahrip eder. Beyaz beyazlığını; siyah siyahlığını kaybeder ve her renk alçının kirli griliği içinde boğulur.