• "Dersim Katliamı" tartışması CNN TÜRK'te Tarafsız Bölge programında masaya yatırıldı. CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, "CHP Genel Başkan Yardımcısıyım. Ben bin kere özür diliyorum" dedi.

    Ahmet Hakan'ın "CHP adına mı özür diliyorsunuz?" sorusuna "Acı duyan herkesten, ölen her insandan, sürgün edilen her insandan CHP adına da özür diliyorum" cevabını verdi.

    https://odatv.com/...ledi-1311141200.html
  • Dersim (katliam) de yapılan namusuzluğun, şerfsizliğin adı..
    .. İki büyük aşiretin çocukları birbirini sevmiş ve kaçmışlar, bunu duyan babası karakola bildirmiş ve derhal peşlerine düşmüşler ve nihayatinde bulmuşlarda, karakola gerirler..
    Babasına haber vermeden kaçan kıza astsubay, çavuş ve 4 kişi daha ilişirler.. babası gelince.. kürtçe olan biteni anlatır kızcağız..
    Babası susturur ve götürür kızını..
    Ertesi gün bir ağaca yaslanmış 6 askeri gören aşirerler bunları yakalayıp öldürürler..
    Sonra karakolu basarlar ve yakarlar karakolu..
    Bunu duyun elazığ alayı derhal hazırlanıp kürtler isyan adı altında yola çıkar.. Araştırıp sormadan, bilmeden üstlerine yürütür koca alayları.. ve bugün bile mahiyetini bilmediğimiz sır gibi saklanan binlerce masumun hayatına mal olmuş o menfur katliamı gerçekleştirirler..
    Katliamı gerçekleştiren bir Albaydan;
    “Bu dünyada 4 hain vardır ;biri fare, biri kurt, biri domuz ve diğeri kürttür“
    Konyalı Albay Fatih SENEKTER
    RUZİ MAHŞERE KALMIŞ DAVAYI İHBAR EDİYORUM..
  • 608 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    !!! EDEBİ BİR ROMAN DEĞİL !!!
     
    "TOPRAKTIM DAYANDIM, TAŞ OLSAYDIM ÇATLARDIM(s/54)
     
    1925 Şark Islahat Planı'yla siyasal ve toplumsal hedefleri belirlenerek bizzat Başbakan İnönü'nün ağzından şöyle formüle edilmişti, "Vatan toprağı üzerinde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli biçimde kesip atacağız " (İsmet İnönü, Vakit gazetesi, 27 Nisan 1925)

    1926 yılında başlatılan 1938 de ise resmen uygulanan sözde "isyan" dedikleri Dersim katliamı. Belgeler açık, tanımlar net, yaşatılan ise asla hayal ürünü değil. Ermenilere, Rumlara Sûryanilere, Kürtlere ve diğer etnik kimliklere,  "Türk olacaksınız ya da kesip atacağız," diyen bir devlet anlayışının olduğu yerde katliam yapmak için kimsenin isyan etmesine gerek yoktu. Ve devletin dinini Sunni-İslam olarak belirleyen zihniyetin aynı dinden olmayanlara yaptıklarını kestirmek zor olmasa gerek. Sosyolog-yazar Mûfid Yüksel'in çevirdiği Dersim belgelerine göre, Dersim'de hareket emri 1926 yılından itibaren başladı. 

      Dersimlilerin bazı bölgelerde "tertelê çêneku" /kızların kıyımı dediği ve kızların askerler tarafından köylerden zorla toplanarak Elazığ Kız Enstitüsü'ne götürülmeleri 1950'li yıllara kadar devam eder. Okulun müdiresi Sıdıka Avar'ın "Dağ Çiçeklerim" dediği kızlara ve okula ilişkin anıları, aynı isimli kitapta yayınlanmıştır.
    Peki kız ve erkek çocuklarına ne mi oldu dersiniz? O katliamdan ormana, mağaraya kaçarken kadınlar çocuklarına kıyılmasın diye kendi elleriyle öldürdükleri! hariç. Bunun tarifi yok o anın dehşetin mecburiyetin korkunun... Tecavüz edilmesin diye, gözleri önünde işkence edilmesin, öldürülmesin diye düşündükleri ve uyguladıkları çözümün!
    Ailerinden zorla alınıp evlatlık verildi. Ve plan dahilinde. Belirli kesime verildi. Kesimin büyük çoğunluğu askeriyeden. Örneğin, dönemin başbakanı Celal Bayar,  sonraki yılların Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay gibi kişilerin evlerindeki Dersim kızlarının ve Kenan Evren gibi kişilerin eşlerinin, yakınlarının anlattıkları bilinmesi gerekenler kitapta mevcut.

    Birleşmiş Milletler soykırım kriterleri;
    a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
    Dersim'de açıklanan resmi belgelere 13860 kişinin öldürüldüğü kabul edilmektedir gerçek rakamın bunun iki üç katı olabileceği tanık anlatımlarına dayanarak söylenebilir.
    b)Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi
    c)Grubun bütünüyle veya kısmen fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
    Dersim'de evlerin yıkılıp yakılması ile yaşam alanlarının yok edilmesi ekinlerin yakılarak üretim alanlarının tahrip edilmesi hayvanlara ganimet olarak el konulması ve 14.610 kişinin zorunlu iskan adı altında Türk ve Sünni köyleri serpiştirilerek sürgüne gönderilmesi politikası devletin belgeleri ve tanıkların anlatımı ile açığa çıkmıştır.
    d)Grubun içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
    Dersim'de aileleri parçalamak amacıyla eşleri ayırarak farklı bölgelere sürgüne gönderilmesi hem yeni açığa çıkan belgeler hem de pek çok tanığın anlatımlarıyla orta yerdedir...
    e)Gruba mensup çocukları zorla başka bir gruba nakletmek;
    Dersim'de özellikle kız çocuklarının bir politika dahilinde ailelerinden alınarak bir kısmının yatılı okulları götürülmesi ve diğer bir kısmının da rütbeli askerlere ve bürokratlara verilmesi İki tutam saç Dersim'in kayıp kızları belgesel filmi ve elinizdeki bu kitapta okuyacağınız onlarca öykü ile açığa çıkmış ve belgelenmiştir Dersim katliamıyla Birleşmiş milletler'in insanlığa karşı işlenmiş suçlar kriterleri nasıl da örtüşüyor...


    "Bunlar (askerler) tüfek çeviriyorlar bana, "Ağlama! Seni vuracağız." İstiyorum, beni vursunlar yani yaşamanın bir anlamı yok. İşkence yapıyorlar, aç bırakıyorlar ama öldürmüyorlar. S/60 
    Kürtçe konuşursan seni öldürürüm, seni okula değil Kur'an kursuna göndereceğim, hizmet etmek için buradasınız gibi daha çok baskılayıcı eylem görebilirsiniz okudukça. Asimile edilmişiniz, soyunuz kayıtlardan silinmiş, aileniz göz önünde öldürülmüş ya da sürgüne gönderilmiş, kardeşlerinizden bir haber, hiç bilmediğiniz insanlara verilip onların yanında dilinizi dininizi değiştirilmek zorunda kalmışsınız. O zamanın küçük kız/erkek çocukları şimdinin yaşlı teyze ve amcaları. Yıllarca savaş vermişler kimi sonuç almış kimi hala aslını bulamamış, kimi hala arıyor. O çocukların yaşı 2 yaş ile 10 yaş arasındaydı üstelik. 

    Kısaca özetleyemem, uzunca anlatacak iradeye sahip değilim.
    "Masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur..." Howard Zınn.
  • Biraz önce karşıma çıktı aşağıdaki alıntılardan biri, ufak bir araştırmayala kitabı buldum. 1000Kitap'da aradığımda aşağıdaki alıntılarla karşılaştım ve kesinlikle okumak istediğimi farkettim. kitabın adı Barbarın Kahkahası ve yazar Sema Kaygusuz. Yazarın okuyacağım ilk kitabı olacak ama sanıyorum ki son olmayacak... İşte kitaptan yapılmış alıntılardan bir kısmı;

    “Sanıyor musunuz ki herkes kendisinin kendisidir? Ağaçlar ağaçlardan olur, biz uzaklardan... Göğün sözcüğü bulutsa madem, insan sesi niçin dönüşemiyor harfe?”

    “Halbuki gerçekten dinleyen kişiler kelimenin esasını anlatıcının gözlerinde bulurlar.”

    ''Yanlış anlamışsın sen garibanlığı. Gariban insan başkasının kâbusunu görebilen insandır. Sen benim kâbusumu gördün mü hiç? Bendeki piçi gördün mü, tecavüzü, katliamı, kayıpları gördün mü? Benim tarihimde , dışlanma var, linç var, hakaret var. Babamın ezikliği, annemin dünya tiksintisi var. Hayvanın azabı var, insanlığın felaketi var.''

    "Türk olmak ne kadar zor bir şey biliyor musun sen? Yok efendim Kürtlere özerklik, yok efendim Ermeni soykırımı, şimdi son moda Dersim katliamı! Her gün bize katil diyorlar. Balkanlardan göçerken Türklerin yaşadığı mezalimi anlatan yok tabii. İbnelik böyle birşey işte."

    “Müslüman mutsuzluğu diye bir şey var biliyor musun? Kafanın içindeki dünyayla dışındaki dünya birbirine uymuyor.”
  • "Türk olmak ne kadar zor bir şey biliyor musun sen?
    Yok efendim Kürtlere özerklik, yok efendim Ermeni soykırımı, şimdi son moda Dersim katliamı!
    Her gün bize katil diyorlar. Balkanlardan göçerken Türklerin yaşadığı mezalimi anlatan yok tabii."