Dönem dönem, sık sık gömlek giyen bir adamın, artık çeşit çeşit hırka giyme ye başlamış olması. .. Arkadaşlarına ''birader" derken, "dostum" diye seslenen bir adama dönüşmüş olması ...
Bu gibi şeylerin yine dönem dönem, sık sık kendisini tekrar etmesi... Zaten en sonunda herkesin, hayatın tümünü bunlarla doldurmuş olduğunu fark etmesi...
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski...
18. yüzyıl Rusyasında; Analitik düşüncenin, rasyonalitenin uçarcasına ilerlediği Avrupa'nin yanıbaşında Ortodoks öğretiyi yaşayan henüz kapitalizmin tam anlamıyla dönüştürmediği ama etkisinin hissedilmeye başladığı, kimi insanların şövalye soyluluğu kimi insanların fakirliğin çaresiz imanını, kiminin ise homo economicus bakış açısıyla tüketerek yaşadığı, salt sahip olmanın zenginliğin değil itibarın toplum içindeki konumun da değer taşıdığı Rusyasında bir ailenin çözümlenmesi temelinde geçen bir eser Karamazov Kardeşler. Tahlilen ele alınırsa; hemen her karakterin iç dünyası üzerinden yola çıkarak davranışlarını irdelemesiyle psikanalizin, toplumun geçirdiği dönüşümleri kah eski-yeni geriliminde kah toplumsallik-bireysellik zemininde ele almasıyla sosyolijinin, karakterlerin hayatı kavrayışları noktasında tabii ki felsefenin, kötülük problemi, şeytan-tanrı ikilemi ile başlayıp kilisenin toplumdaki yerine ve dahi Voltaire'in "Tanrı olmasaydı bile onu icat etmek gerekirdi" argümanının karşısına sevginin iyileştirici toplumu toparlayıcı gücünü koyarak teolojinin, detayları uzatmak pek tabii mümkün olmakla birlikte bunu yapmak istemediğimden alt başlıklar ile kriminolojinin, aile içi bağların, adalet duygusunun, imanın, imansızlığın, içimize tutulan aynanın, o aynaya kimi zaman yansımayan ışığın, hayal kırıklığının, umudun ve bizlerin kitabı okuduktan sonra kitapta bahsedilen Kramskoy'un tablosundaki gibi düşünmeksizin yaşadığımız "izlenimler" içinde bırakan daha nice detayın kitabıdır Karamazov Kardeşler.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Anadolu neresidir ? İnsanlar olarak bütünü biz,siz, onlar diye algılamaya ne zaman başladık ve bu bize ne getirdi? Toplumsal dinamiklerin ve haliyle dilin kaygan zemininde coğrafi, etnik ve kültürel bir incelemeye tam da doğru yerden isabetle başlamış desem haksızlık etmiş olmam sanıyorum. Rumi kelimesinin çağlar içindeki evrimi, modernite öncesi ve sonrası işaret ettiği olgular, ESG nin deyimiyle beylikduzu metrosu misali bizim dilimizle anadolunun birbiri üzerine binen halklarının, bir zamanlar Diyar i rum'un, helenlerin asia minor'unun zengin bir çözümlemesi. Hocamızın diğer kitabına atifla kim var imis biz burda yoğ iken ? Biz geldiğimiz halimizle miyiz veya biz kimiz ? Bizim biz olma kriterlerimizi kim belirlemiş? Sorulara cevaptan çok, daha fazla soru sormaya düşünmeye hazır olanları Cemal Hocamızın güzel sahnesine davet edelim. Esenlikler.