Şimdi sen bu satırların sonuna geldiğinde, hiç kuşkusuz beni tanımak için ne kahkahalardan yola çıkacaksın, ne de hıçkırıklardan.
Yalnızlığıma damlayan şarap lekesi yetecek sana.
Yollar, hem çilelerimiz, hem kitaplarımızdır. Hayatın gerçekleri bize kendilerini, çileli yolculuklarda, kitapların sayfalarından daha aydınlık olarak verirler.
Biz bir Ordu Millet'tik. Nice yüzyllar önce, milletleşmeye ordulaşmakla başladık. Milletin en halsiz düştüğü ve ordunun en perişan brakıldığı zamanlarda bile Ordu, kendilerine şanlı bir gelecek düşünen gençlerin hayalinde, devletin, gene de en kutsal ocağı olarak yaşadı...
Biz bir yayız ki çocuklarımız attığımız oklardır. Ok yaydan kurtulunca artık bizim değildir. Bizden durmadan uzaklaşır. Kendi aleminde, kendi ufuklarına doğru uçar, gider.