"Biraz öncesine kadar ... sen bana sarılana kadar bilmiyordum. Seninle evlenmeyi asla düşünmedim, Martin, biraz öncesine kadar. Ne yaptın da aşık ettin beni kendine?" "Bilmem, " diye güldü genç, "sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini, taşı bile eritmeye yeterdi aşkım."
"Bana ne zaman aşık oldun?" diye fısıldadı kız. "En baştan, ilk andan, seni ilk gördüğümden beri. O anda çılgın gibi tutuldum sana. Aradan geçen onca zamanda daha da çıldırdım. Şimdiyse, mecnun gibiyim sevgilim. Aklım başımdan gitti adeta, mutluluktan başım dönüyor. "
Kız nereden geldiği belli olmayan uçan bir dürtüyle gencin saçlarını elleriyle karıştırıp dağıtmak istediğinde kendi kendine gülümser; delikanlıysa okumaktan yoruldukları zamanlarda kızın kucağına yatıp gözlerini kapayarak birlikte olacakları geleceğin hayaliyle dinlenmek isterdi.
Elinin kızın eline değmesi, hayatta edebileceği her laftan çok daha güçlü; kuvvetinin onun hayal dünyasındaki çekimi, yayımlanmış aşk şiirlerinden de, aşıkların bin nesil boyunca söyledikleri tüm sevda sözlerinden de daha akıl çeliciydi.