, “Seni seviyorum kızım, anlıyor musun?” dedim. “Ben bu kanaate çektiğim acılarla vardım. Senin çektiğin acılara da ortak olmak için buradayım. Seninle her gecenin korkusunu çekerim. Seninle her gecenin derinliğine batarım. Senin için canımı bile veririm. Senin için ölürüm be! Senin için ölürüm lan!”
Boşa söylenmiş sözlerin azabı, çoğu zaman hiç söylenmemiş sözlerin azabından ağır. Bazen bir cevap olur, daha beter. Bazen bir bakış olur, son umutları kırılmadan evvel.
“Bir hayal gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir. İşte tam o günlerde alınmalıydı bana akülü araba. Artık çok geç, her şey için çok geç, uçup gitti elimizden o balon.”
Taşı sıksınlar içinde alkol olsun, onu bile içerim. Özellikle bugün, ihtiyacım var, ayıp değil, günah değil. Tamam, biraz günah. Ama ne günah değil ki, bu ülkede yaşamanın kendisi günah! Nefes almamız günah! Bu sefil ruhlarla, bu sefil hayatlarla, ezile büzüle, boyun eğerek yaşamamız günah! Daha üstüne ne günah yazacaklar?