derûnden

derûnden
@derundenn
Gelin gülle başlayalım atalara uyarak Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine...
Sen rüyadan uyandın; senden uyandı ölüm
Sayfa 79·Kitabı okudu
Reklam
Hurûfîliği ortaya çıkaran, Abdüllah bin Sebe’ adında, Yemenli bir yehûdîdir. Muhammed “aleyhisselâm”ın ümmetini şaşırtmak, sapdırmak ve parçalamak için, bunu yapmışdır. İslâm ışığının kaynağı olan Ehl-i beytden intikâm almak için yapmışdır. Maksadının anlaşılmaması için, hazret-i Alîyi çok seviyor görünmüş, hilâfet bunun elinden alındı diyerek, üç halîfenin ve Eshâb-ı kirâmın kâfir olduklarını söylemişdir. Hazret-i Alîye düşmanlığını, Onu aşırı sevmek perdesi altında gizlemişdir.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Hazret-i Ömer “radıyallahü anh” (Bana bir belâ gelirse, üç dürlü sevinirim. Birincisi, belâyı Allahü teâlâ göndermişdir. Sevgilinin gönderdiği herşey tatlı olur. İkincisi, Allahü teâlâya, bundan dahâ büyük belâ göndermediği için şükr ederim. Üçüncüsü, Allahü teâlâ, insanlara boş yere, fâidesiz birşey göndermez. Belâya karşılık, âhıretde ni’metler ihsân eder. Dünyâ belâları az, âhıretin ni’metleri ise, sonsuz olduğundan, gelen belâlara sevinirim) demişdir.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Halîfe seçimindeki ictihâdların ayrılmasını, bizlerin konuşmamız, tartışmamız doğru değildir. Müslimânların en iyisi Onlardır. Hepsi, hidâyet yıldızlarıdır. Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsı Onlardan öğrenildi. Yüzbinlerle hadîs-i şerîf, Onlardan işitildi. Allahü teâlânın emrleri, yasakları, Onlardan öğrenildi. Onlardan öğrendiğimiz bilgileri ele alıp da, Onların hareketlerini bunlarla ölçmeğe kalkışmak, bize yakışmaz. Evet, hatâ, insanın şânındandır. Müctehidler de yanılır. Fekat, müctehid yanılmaz ise, on sevâb, yanılırsa, bir sevâb kazanır.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Hazret-i Alî ve Zübeyr halîfe olmağa, Ebû Bekrin herkesden dahâ lâyık olduğunu söylediler. Kendilerine önceden haber verilmediği için üzüldüklerini bildirdiler ve bunun için özr dilediler. Halîfe özrlerini kabûl buyurdu. [Hazret-i Alînin o gün, Ebû Bekr-i Sıddîkı öven sözleri, (Se’âdet-i ebediyye) kitâbındaki ikinci kısmın yirmiüçüncü maddesinde, doksanaltıncı mektûb tercemesinde, senedleri ile birlikde yazılıdır.] Sonra, hazret-i Alî izn isteyip kalkdı. Hazret-i Ömer, ikrâm ederek onu uğurladı. Giderken (Şimdiye kadar gelmeyişim, halîfeyi kabûl etmediğimden değildir ve şimdi gelişim, korkumdan değildir) dedi. Hazret-i Alîden sonra, Hâşimîlerin hepsi de bî’at etdi. Sözbirliği hâsıl oldu. Halîfe seçiminde, gerek hazret-i Ebû Bekr, gerekse hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anhümâ”, çok uyanık, çok akllı davrandı. Hazret-i Alînin Sakîfe çardağına çağrılmaması da, çok yerinde olmuşdu. Belki, o gün, orada bulunsaydı, Ensâr ile Muhâcirler arasındaki konuşmada bir de Hâşimîler araya karışır, iş dahâ sarpa sarardı.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Reklam