derûnden

derûnden
@derundenn
Gelin gülle başlayalım atalara uyarak Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine...
Şurada oturmak, bu etrafı muhit olan [çeviren] eşyaya tasarruftan [hükmetmekten] doğacak bir kanaat ve itminan [doyum] ile oturmak, panjurlardan birini hafifçe oynatmak, öyle ki bu uyuşukluk getiren loşluğa halel gelmesin; odanın müphem manzarasıyla bahçenin güneşli parıltısı arasında, işte şuracıkta pencerenin şu asude [rahat] kenarında okumak…
Sayfa 72·Kitabı okudu
Reklam
Tabiatta gizlenen insan yüzünü görmeyen gözler kördür. Tabiatla konuşmasını bilmeyen insan ruhu dilsizdir. Gözü ve gönlü olanlar ne halde olsalar tabiat onlarla sözleşir; her nerede olsalar onlar tabiatla konuşurlar ve onunla halleşirler. Dost arayan gönüller, onu bir insan varlığında bulmasalar bile tabiatta bulurlar. 
Sayfa 81·Kitabı okudu
Sevmeyenler, yaşamayanlardır. Onlar ölü ruhlardır. Her an toprağından taze hayat fışkıran tarlanın üstüne atılmış kuru kütüklerdir. Dünyamızın tadını onlar alamazlar, hayatın kudretini onlar bilemezler. Her kökünden bir inanış otu biten, her tarafına bir başka şevk saçılmış dünyamızda aşk ile inanışın terbiyesini en küçük yaştan itibaren almamış olan nesiller, bedbaht nesillerdir. Kâinata hayranlıkla bakan, insanlara minnetle çevrilen çocuğu, inanış ve sevgi aşısı yapmadan hayata salanlar, dünyamızın ilk ve en gaddar zalimleridir. Sokak ortasında birbirleriyle dalaşıp tekmeleşen yavruları kayıtsız bakışlarla arkasında bırakarak hayat mücadelesi denen kızıl meydana koşan mahir menfaat atletleri, ihmallerinin neden cinayet olduğunu bilemediler. 
Sayfa 24·Kitabı okudu
Aslında birbirimizin gözleri önünde fânileşen, parça parça ölen, gün gün yitip giden, fâniliğe doğru olan hayat eğrisinin bir temsilini oynayan insanlarız. Fânilik insana ve dünyaya apaçık bir mühür gibi vurulu. Bu mührü okunaklı bulup bulmamak, yazılı olanı söküp sökememek bizim meselemiz. 
Sayfa 62·Kitabı okudu
Ruhumun böyle bir yandan rahmanî ve nuranî, öbür taraftan şeytanî ve zulmanî, beri taraftan nefsanî alâkalar ağıyla çevrili olduğunu biliyorum. Ruhum, bütün bu alâkalar içinde, kendisini, dosdoğru, Allah’a götüren Doğru Yol (Sırat-ı Müstakim) un dışındakilerden uzak durma disiplinine ermeye gayret etmektedir sürekli olarak. Sürekli olarak saptırıcı yollara kapılmamaya, Ana Caddeden ayrılmamaya dikkat etmek görevidir ruhumun. Bana gelip çarpan düşünce ve iddialar, İslâm’ın hakikat menşurunda imtihana tâbi tutulurlar ruhumda. 
Sayfa 21·Kitabı okudu
Reklam