Her yalnız ağaç, zamanda ve mekânda yalnızlaşan bir insanı çağrıştırır bize. Kendimizi, kendi yalnızlığımızı görürüz onda. Toplumdan soyutlanan insan ile ormanını kaybetmiş ağaç arasında çağrışımlar hisseder, benzerlikler düşünürüz. …
Yalnız bir ağaç ile garip bir yolcunun yolu kesiştiğinde ise hüzünle karışık sevgi çıkar ortaya. Kara, ayaza, borana rağmen. Onlar birbirlerini anlarlar ve dinlerler. Halleşirler. 
Yerle göğün, geceyle gündüzün birbirini tamamlayan zıtlıklar olmadığını, zaten bir ve bütün olduğunu müşahede etmenin en güzel yolu herhalde o bütünlüğün içinde yaşamak olmalıdır.
Sayfa 68 - Hasan aycın: sezgiyle bilmek·Kitabı okudu
Şöyle düşünüyorum; kendimi dışında tutacaksam neden ‘bu zaman’dayım? Ne olmalı bu zamanda olmamın hikmeti? Ben seçip gelmedim bu zamana. Allah takdir etti. Yani Allah’ın benim için seçtiği zamandayım. Herkes mi öyle? Evet, kendimden biliyorum ki herkes öyle. Kimsenin kimseyi zamanın dışına gitmek, yok saymak hakkı yok. Kimse de zamanın / çağın dışına çıkmaya imkân bulamaz. Sakınırız ama.Sakınmalıyız da. 
Sayfa 65 - Hasan Aycın: hep çizmek, ifade etmek ihtiyacında olacağım·Kitabı okudu
“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” diyen şaire yaşadıklarımdan öğrendiğim birçok şey var desek ve öğrendiklerimize göre yaşasak. Taşa geçen sözümüz kendimize de geçse de bildiklerimiz, sevdiklerimiz ve kabul ettiklerimizi zihnimizde çürümeye bırakmayıp kalbimize indirsek, davranışlarımıza dönüştürsek. Ki çürürse sade kendi çürümeyecek, çürütecek her yanımızı.