Özdemir Asaf, başka herkesten saklamak, sakınmak istediği ve yalnız ona ait olan bir güzelliği öylesine bilmişti ki zarif ve elemli bir kıskançlığa düşüvermişti içi: “Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.”
Her insan uyur ama her insanın uykusu biraz farklılıklar gösterir; hatta hiçbir insanın rüyası diğerine benzemez. Tıpkı bunun gibi aşkı yaşarız ama kendimize göre, kendi benimize göre. 
Sevgili; tüm insanlık tarihini kapsayacak, sonsuzluğa uzanacak kadar geniş bir anlama kavuşmuş, âşığın hayatından sonra şimdi de bizzat zamanın kendisi olmuştur.… Sevgilinin zaman olması, zamanın silinmesi, âşık ile sevdiğini çok eski zamanlardan beri, ta dünya kurulalıdan beri tanıyormuş gibi hissettirir…. Hep birbirlerini tanıyorlarmış, birbirleri hakkında her şeyi biliyorlarmış ama karşılaşma törenini hep ertelemişler, oturup anlaşarak sonraya bırakmışlar gibi…
Aşk; kendisi olağanüstü, fevkalade bir olgu olmasının ötesinde insanı gündelik hayatın dağdağasından, maişet derdinden kopartan, daha doğrusu gündelik hayatı da fevkalade hâle getiren bir şeydir.