Beni, evdeki herkesten daha iyi anlıyordu. Onu kandıramıyordum, çünkü her zaman garip bir şekilde mutlu muyum üzgün müyüm anlıyordu. Benim hissettiklerimin yarısını hissediyordu sanki.
Artık her şeyi, eğlenmeye hevesli, içi merakla dolu küçük bir çocuğun gözleriyle değil, bir sakatın kendi derdini yeni keşfetmiş bir sakatın gözleriyle görüyordum.