Zaman soluk soluğa geçti yanımızdan. Ne büküldü ışık ne de izafiyet içinde buldu kendine bir mekan o zaman. Bir beceri edindi erken vakitlerde uyanırken insan. Açlık içinde uzandı daha yeni kalkmaya teşebbüs ettiği yatağa. Üstü açık, baldırı çıplak ve ayağı yalın. Kapalı pencerenin çürümüş ahşabından sızıyor bu zaman.
Ben bir insan oğlu insanım, kadından doğma adamdan olma. Ne benden önce doğana acımış nede benden sonra doğana acır bu zaman. Kurutur bedenini, alır tüm tazeliği. Yarıklar açar derinde. Hastalık peydahlatır içinde. Katil bu zaman. Ne geride bir iz bırakır ne de bir suçlayan. Mezarlık mimarı, hikayeler anlatır. İnananlar hep bir ağızdan ellerini açar o zaman. İşte bir de o zaman gelir ki o zamandan sonra kalmaz geride ve gelecekte yaşanacak bir an. Ölümü getirir insana bazen geç bazen erken, ne acımasızdır bu zaman.