Bazen keder yatıya gelir ve zamanı eriştiğinde dengini toplayıp gitmez. Ziyareti uzamış bir misafir gibi varlığı oyar, orayı kendine bir ev beller. Kişiliğinizi, kimliğinizi, geçmişinizi bir kenara iter ve sizin adınıza söz alır.
Varolduğumu fark etmiyordum artık; kendimde değil, onda varoluşuyordum. Onun için yemek yiyor, onun için nefes alıyordum. Her hareketimin anlamı kendi dışımda, orada tam karşımda, onda bulunuyordu. Kağıdın üzerine harfler yazan elimi de, yazdığım cümleyi de görmüyordum artık. Ama kağıdın ardında, ötesinde, bu hareketi istemiş olan ve bu hareketle varoluşunu uzatıp pekiştiren Marquis, varlık nedenim olmuş, beni kendimden kurtarmıştı. Peki şimdi ne yapacağım?