Ve sen, çöl kızı Leylâ!.. Seni yüreğimden koparmak isteyenlere karşı Nevfel'in ordularınca savaşmaya hazırım.
Bu şehir ki bu kadar güzeldir, sen buraya yakışırsın!
Ceneviz'in bu eski kalesinde hayat durmuş gibiydi. Leylâ aklıma düşmüştü ya "Bu şehirde!" diyordum "Leylâ bu şehirde olmalı! Güneş ile ay burada buluşuyorsa gece ile gündüz de buluşabilir.
Ve ilk gördüğüm şey Edirnekapısı'ndaki tepeye kurulmuş olan Mihrimah Sultan Camii kubbesinin üzerindeki son ışıkları oldu. "Mihrimah Sultan'ın bir de Üsküdar'da camisi vardı!" diye düşündüm birden.
Mihrimah "Ay ile Güneş" demekti ve Kanun Koyucunun hayırsever kızının İstanbul'a yaptırdığı iki camiden birinin üzerinde şimdi güneş batarken diğerinden ay doğuyordu.
Dinlediğim podcastte diyor ki:
'Tabiatta hiçbir şey acele etmiyor, ay acele etmiyor, güneş acele etmiyor ama insan aceleci bir varlık. Biz acele ettiğimizde ruhlarımız geride kalıyor. Çünkü bir yere vaktinden önce varmak bir parçanı yolda bırakmak demek aynı zamanda.'