Dilimden anlamayan iklimlerde yaşamak beni daha da çok yormuştu. Susmanın ve izlemenin erdem olduğunu, tanıklığın gerçeği, bilginin de acıyı çoğalttığını öğrenmiştim, ama çok hasret, çok acı, çok azap çekmiştim.
Buradaki romancının bütün emeğini ve sayfalar boyu anlatıp durduklarını, İstanbul'da bir şair yalnızca bir tek beyte sığdırabilir, iki dizenin arasından açtığı pencerede onların hepsini okuyucusuna yaşatabilirdi. İstanbul'daki beyit, burada ciltlerin içinde gösterilebiliyordu.
Burada söz lâf gibi söyleniyor, orada kelâm oluyordu.