📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu kitap, gazeteci Yenal Bilgici’nin Ercan Kesal ile yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Uzun zamandır böyle bir söyleşi kitabı okumak istiyordum ve bu kitapla birlikte Ercan Kesal’ın dünyasına daha yakından bakma fırsatı buldum.
Ercan Kesal’ı zaten oyunculuğu, senaristliği ve yazarlığıyla tanıyordum ama bu kitap sayesinde onun felsefi yönünü de keşfetmiş oldum. Açıkçası doktor olduğunu ve bir hastane kurduğunu da bu kitapla öğrendim.
Kitap; hayatına dokunan isimler, şehirler, filmler ve romanlar üzerinden ilerliyor. Bölüm bölüm ilerleyen söyleşilerde:
Zamanla olan ilişkisi
Korkuları
Çocukluğu
Yolculukların insana kattıkları
gibi birçok farklı konu üzerine düşündürücü sohbetler yer alıyor.
En çok dikkatimi çeken kısımlardan biri ise son bölüm oldu. “Hayatta en çok neyi isterdiniz?” sorusuna verdiği cevap: uzun sofralar…
Ve ardından gelen o güzel soru:
“Böyle bir sofraya kimleri davet ederdiniz?”
Verdiği isimler de en az sorunun kendisi kadar etkileyici:
Kemal Tahir, Metin Erksan, Aziz Nesin, Cahide Sonlu, Annesi ve birçok sevdikleri…
Okurken sanki bir sohbetin içindeymişim gibi hissettim. Samimi, düşündüren ve ilham veren bir kitap oldu benim için.
Eğer söyleşi kitaplarını seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Dediğin gibi, Kemal Tahir bir de yıllarca yatmış içeride. Sarsılmadan, tınmadan yatmış. Karısı kederli tabii, Tahir mektuplarında bir yandan onu da avutuyor. “Yahu sen ne üzülüyorsun, bak artık ne güzel bir hikâyemiz var; sen hikâyesi olmadan, öylesine yaşayıp gidenlere üzül,” diyor. “Bak onların hikâyesi yok, hiçbir şeyleri yok.” Dünyaya böyle bakmak, yaşadıklarına bir masal kıyafeti giydirmek ne acayip bir şey…
"Her bir arkadaş içimizdeki farklı bir dünyaya tekabül eder; onlarla tanışana dek var olmamış, ancak onlarla buluştuğumuzda doğan bir dünyaya..."
Anais Nin