Eskiden Haziran geceleri
Hülyalı, nemli, derin bir eldi dokunurdu
Yakardı düşünceleri sevdanın
Söyle kaç yaprak düştü takvimden
Söyle kaç orman yandı
Kaç kere geçti bahar
Bu damın üstünden
Kaç kere yıldızlar kaydı
Bir pencerede bir adamın
Kaç gecesi sabaha vardı
Bir ninnidir Haziranda gece
Kuşlar uyur itler ulur
Sen de unuttun beni bence
Neticede,
Su akar yolunu bulur.
Ben de duymadım sesini epeyce
Bir kaba konulmuş bir parça ekmeği eşeler gibi
Eşeledin durdun yüreğimi
Kirli sıska bir hayattı yaşadığın
Öyle inceydi ki, sayılırdı ruhunun kemikleri
Yoksa ne diye boşa oyalayasın
Onca zaman sevdiğini ?
Dürdane.