Kitabın konusundan bağımsız olarak bende özel bir yeri var. Ortaokul yıllarımdan beri hatırladığım bir kitap. Kitap okuma alışkanlığı kazanmamda büyük katkısı olan, çok sevdiğim Türkçe öğretmenimde görmüştüm ve bu yüzden kitap bana onu hatırlatıyor. Buna rağmen okumak için neden bu kadar beklediğimi ben de bilmiyorum.Konu açısından oldukça özgün. Kitapların yakıldığı bir dünya üzerinden kitap sevgisini, düşünmeyi, sorgulamayı ve bilgisizliğin nasıl bilinçli olarak üretildiğini anlatıyor. Ancak anlatım bakımından daha güçlü olabilirdi. Yer yer akıştan koptuğum, bazı bölümlerde anlamakta zorlandığım anlar oldu.Guy Montag’ın fikir değişimini, kitap sevgisini nasıl kazandığını, iç dünyasındaki dönüşümü ve düşünsel tahlillerini daha derinlemesine okumak isterdim. Faber karakterinin de farklı bir konumda değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Ayrıca sonun daha farklı bir şekilde kurgulanması mümkün olabilirdi.Tüm bunlara rağmen kitabın vermek istediği mesajlar çok güçlü. Yazıldığı dönemi düşündüğümüzde, günümüzü ve hatta geleceği bu kadar isabetli öngörebilmesi bence onu bu kadar önemli ve klasik yapan en büyük neden. Belki de bazı noktaları tam kavrayamadığım için ileride tekrar okumak isteyeceğim kitaplardan biri.Genel olarak, konu ve türü açısından okunabilir, düşündüren ve değerli bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Ama insanın muhteşem tarafı budur; sil baştan yapmaktan vazgeçecek kadar umutsuzluğa veya tiksintiye kapılmaz asla ... Çünkü böyle yapmanın önemli ve yapmaya değer olduğunu çok iyi bilir.