Gece Yarısı Kütüphanesi benim için karakterlerden ya da olay örgüsünden çok, düşünceleriyle öne çıkan bir kitaptı. Matt Haig; pişmanlık, ihtimaller, yaşamın anlamı ve insan zihni üzerine kurduğu dünyayı felsefi ve bilimsel göndermelerle zenginleştirmiş. Schrödinger’in kedisinden Bertrand Russell’a uzanan referanslar kitabın entelektüel tarafını daha da güçlendiriyor.
Bu yüzden kitabı yalnızca “hikâye nasıldı, karakterleri sevdin mi?” düzeyinde değerlendirmek eksik kalıyor. Asıl etkileyici olan, yazarın tüm bu fikirleri akıcı ve sade bir anlatımla harmanlayabilmesi.
Bence bu kitapta esas başrol karakterler değil, fikirlerin kendisi.
Etrafınızdaki ortalama bilgi seviyesine sahip insanlara okutulup ufuklarını genişletmek için harika bir rehber.