Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

Kırım Harbi’nin yüklü dış borçları Sultan Aziz devrine kaldı. Tahta geçtiği zaman 90 milyon altın olan devlet borçları, Sultan Aziz’in 15 yıllık saltanatı sonunda 196 milyon altını buldu. Paranın satınalma gücünün çok yüksek olduğu o devir için gerçekten bü­yük meblağ idi. Sultan Aziz, ağabeyi devrinden kalan do­nanmayı tamamen değiştirdi, yenileştirdi, zırhlı hâle getirdi, birkaç misli kuvvetlendirdi. Bu kadar kısa müddet içinde dünyanın üçüncü donanmasını meydana getirmek Türk maliyesinin takatinin üzerinde idi. Tersanelere, askerî fabrikalara büyük para harcandı. İstanbul Tersâneleri, zırhlı inşa edecek kapasiteye getirildi. Tophane’de, modern top­lar dökülebiliyordu. 25 zırhlı, 50.000 deniz ve 700.000 kara askeri, Türkiye için ağır bir yük teşkil etti. Sultan eninde sonunda Rusya ile bir savaş çıkacağını, Kırım Harbi’nde yenilen Rusya’nın Türkiye’den bunun öcünü almak isteyeceğini düşünüyordu. Müttefiksiz bir Türkiye’nin Rusya’yı yenmesi icab ettiğini planladığı gibi, Kırım’ı Rus­ya’dan geri almak istediğini de ağzından kaçırmıştı... Halbuki 1875’lerde Türkiye’nin tek başına Rusya’yı yenmesi mümkün değildi. Fakat Rus taarruzlarını başarıyla püskür­tüp hiçbir toprak kaptırmaması hâlâ mümkündü...

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz ÖztunaBir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna

Yokuşlar çıkar bir nehir, ne söyler ki?
Kulağından tutmuş bir çocuk babasını azarlar.
Yer-çekimi, devir-daimde, gökyüzüyle bugün.
Bugün kılığıma bakma bende herkes gibi çırılçıplağım.

Ne var ki gökte kuşlar dönüyor,
Yeryüzünde binbir çeşit dolaplar.
Sesini istedi, rengini istedi kargalar martılardan
İsyanlarda bugün hayvanlar bütün insanlardan
Siyah devir-daimde beyazla bugün
Bugün gözümün rengine bakma,
Bende herkes gibi ne beyazım ne siyah. (A. BAYRAKTAR)

Derya (Bahir) DENİZ, bir alıntı ekledi.
24 May 21:44 · Kitabı okuyor

Dost bi-perva felekbi-rahm devrân bî-sükûn
Dert çok hem-derd yok düşman kavî tâli' zebûn

--------------

Dost aldırışsız, felek acımasız, devir kararsız
Dert çok, dert ortağı yok, düşman zorlu, talih güçsüz.

Bir Bilim Adamının Romanı, Oğuz Atay (Sayfa 29)Bir Bilim Adamının Romanı, Oğuz Atay (Sayfa 29)
@kitapkokuluhatun, bir alıntı ekledi.
24 May 19:27 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaz geçiyor sen gelmiyorsun. Belki bir gün geleceksin ama o kadar geç gelmiş olacaksın ki seni gördüm mü görmedim mi, doğru dürüst anlayamadan kalkıp geri gideceksin. Benim için tahammül edilmez bir devir daha başlayacak. Üstelik o devir kimbilir ne kadar uzun sürecek. Hayatımızın hiç düşünmeden feda edebileceğimiz seneleri o kadar çok mu? Ömrümüzü hep böyle birbirimizden uzak mı geçireceğiz? Sen belki yine bu kadere boyun eğmenin de güzel bir şey olduğunu söyleyeceksin. Ne lüzum var bu tür avunmalara. Bir arada olsak daha iyi değil mi?(

Yalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli KanıkYalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli Kanık

Bu devir gerçekten ağır
Ruhlar kör, kalpler sağır
Kimse duymaz sesini
İstediğin kadar bağır çağır.

Şunu anlayın artık içimizdeki beyinsizler; kötünün iyisi olabilmek hiç iyi olmamakla aynı şey. Önemli olan iyinin iyisi olabilmek. Hep eskiden dem vurup duruyorsunuz ve hep memleketini yaşanmaz bulanların kötüde olsa eskiye bir özlem duyduklarını bununda şu anki hayatlarının berbatlığından (kafalarını klozetten çıkaramamanın boktanlığından) kaynaklandığını anlayamıyorsunuz. Kendi kendinizle çeliştiğinizin farkına varın artık. Koca bir devir sizin yüzünüzden kendini bir türlü ispat ettiremeyen gençlerin bunalımıyla yerle yeksan oldu. Bu memleket ancak siz ve sizin gibiler DEFOLUN'duktan sonra hak ettiği yere ulaşacak.

Sümeyra deniz, bir alıntı ekledi.
24 May 00:41 · Kitabı okuyor

Kelle gezdirmenin adı hayatta olmaya kadar uzandı. Devir üstümüze devrildi...

Öyle miymiş?, Şule Gürbüz (Sayfa 14 - İletişim yayın)Öyle miymiş?, Şule Gürbüz (Sayfa 14 - İletişim yayın)

Prof. Dr. Birol Emil - Öğretmenler Romancısı Reşat Nuri Güntekin
Edebiyatta devir - şahsiyet - eser bir bütündür. Edebiyat araştırması doğrudan doğruya eser üzerinde derinleşen iç tahlile dayandığı kadar bu bütünlüğü de göz önünde bulundurmak zorundadır. Ancak böyle bir "cotexte" sayesindedir ki çok defa şahsileşen, keyfileşen hükümlerden nisbeten objektif değerlendirmelere yükselmek mümkündür. Kaldı ki edebiyatta verilecek hükümler tam bir "objektivite"yi haiz olamaz. Çünkü edebiyatın objesi -edebi eser ve kahramanları- de, süjesi -onu yazan sanatkâr, değerlendiren okuyucu, araştırmacı, tenkitçi- de insandır. İnsanın olduğu her yerde "subjektivite" kendiliğinden işe karışır. Edebi eserin özelliği, güzelliği ve etkileyiciliği de zaten buradadır.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
22 May 14:08 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Ölüm ne derviş dinler, ne de padişah. Herkesi aynı iştiha ile yutar Murad. Ölümü bir an olsun aklından çıkarma, ölümü an, fakat ölümden korkma. Gerçekte korkulması gereken yaşamaktır. Allah kılıcını keskin etsin. Ama kılıcın keskin olduğunu da unutmayasın.

Bir hadis-i şerife göre, "Cennet kılıçların gölgesi altındadır."

Sustu, önüne baktı. Teşbihini birkaç devir çekti. Elini uzattı sonra.

Durgun bir sesle,

"Yolunuz açık olsun" dedi.

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu