Son aylarda en çok konuşulan yerli romanlardan biri sanırım Annemin Uyurgezer Geceleri oldu. Ben de ilk baskısından yaklaşık yedi ay sonra okudum ve çok beğendim.
Roman, akademisyen Şehnaz'ın yaşadığı takıntılı aşk hikâyesini anlatırken, anne ve anneanne hattında kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları da görünür kılıyor. Devir, toplumsal konum ve eğitim seviyesi değişse de kadınların maruz kaldığı istismar ve manipülasyon biçimlerinin büyük ölçüde değişmemesine dikkat çekmiş sevgili yazarımız. Üstelik buna yüksek eğitimli bir kadın akademisyenin de dahil olması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kişisel başarıyla her zaman aşılamadığını gösteriyor.
Kadın, hangi sosyal konumda olursa olsun, cinsiyetçi yaklaşımların yarattığı kırılganlıklara açık kalabiliyor. Peki ya nesiller arası kader aktarımı? Romanın çarpıcı olan kısmı da sonunda çözümlenen kadersel silsile. Soldan yan bir E gülüşü ve aklıma gelen bir söz: Otu çek, köküne bak.