TARİHSELCİLİK FELÂKETİ: DEĞİŞKENLERİN SÂBİTE KATINA YÜKSELTİLMESİ
Dünyanın gözü önünde, canlı yayında gerçekleştirilen, bütün büyük güçlerin liderlerinin (Almanya Şansölyesinin, İngiliz Başbakanının, Amerikan Devlet Başkanının, İtalyan Başbakanının vesaire) soykırım yaşanırken soykırımcı Netanyahu’nun önünde diz çökmeleri, özetle Gazze’de yaşanan eşi benzeri görülmemiş soykırım vahşeti ve 500 bin çocuğun Amerika’da Epstein adasına kaçırılarak, hepsine Batı uygarlığını kuran (Stephen W. Hawking gibi) en parlak bilim adamları, (Noam Chomsky ve adaya 200 küsür kez giden ateist filozof Richard Dawkins gibi) düşünürler, (Clinton Fernandes , Donald Trump Biden, gibi) siyasetçiler ve sayısız sanatçı tarafından tecavüz edildiğini, bu çocukların hepsinin öldürülüp kanlarının emildiğini, etlerinin yenildiğini ortaya koyan Epstein dosyaları, Batı uygarlığının maskeli balosunun sona erdiğini, anlam ve değer üretme kabiliyetini kaybettiğini gösteriyor.
Alıntı
Bir siyasetçi gelecek seçimi düşünür. Bir devlet adamı ise gelecek kuşağı. James Freeman Clarke
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
-özür dilerim. size bir şey sorabilir miyim ?
– hayat neden bu kadar zalim. insanlar.. insanlar neden bu kadar zalim. yaşamak neden bu kadar zor ve bu kadar güzel, ve vazgeçilmez. peki insanların birbirlerini anlamamak için bu büyük çabası neden. karım, karım bana çok kızıyor.ona istediği gibi bir hayat sunamadığım için. istediği gibi bir adam olamadığım için. çocuklarımda bana kızıyor. onlara elbise , bilgisayar , ayakkabı alamadığım için. patronum sürekli alaycı bakışlarla beni izleyerek ne kadar işe yaramaz bir adam olduğumu bana hatırlatıyor. o da bana çok kızıyor. çünkü ona çok para kazandıramadığım için. dostlarım arkadaşlarım akrabalarım beni adam yerine koymuyorlar. onlar da bana kızıyor, onların istediği gibi bir adam olmadığım için. onları yemeğe götürmediğim için, onlara borç vermediğim için, onlara ayak bağı olmadığım için. devlet, devlette bana kızıyor. daha çok vergi veremediğim için. arada bir ne oluyor diye sorduğum için. yanlış partiye oy verdiğim için. biliyor musun her tarafım kanıyor, acılar içindeyim. çürüyorum. onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum, ama beceremiyorum. dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma üzgünüm diyorum, sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için üzgünüm diyorum duymuyorlar. dertlerimi anlatıyorum dinlemiyorlar. ben, ben. bana yardım edin diyorum kaçıyorlar, gelin biraz konuşalım diyorum masayı terk ediyorlar. ölüyorum ben diyorum ne zaman öleceksin diye soruyorlar. lütfen bana söyler misiniz ne oldu ? bize ne oldu ? eskiden böyle değildi şimdi ne oldu ? neden insanların artık bir takım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanı yok. neden bu kadar hızla koşuyorlar. neden bir an bile olup insanın evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar. ben acılarımı sıkıntılarımı kederlerimi onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar. benim bu düşlerim,
“Ümmetin olduğumuz devlet yeter/ Hizmetin kıldığımız izzet yeter.” -Süleyman Çelebi
İkiye katlanmış
“Diploma” kelimesi Antik Yunancada “ikiye katlanmış” anlamına gelmektedir. Kelimenin kökeni, Antik Yunancada “iki” anlamına gelen “di” ile “katlamak” anlamına gelen “ploo” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan “diploma” kelimesine dayanır. Antik Roma döneminde askerlere, elçilere veya devlet görevlilerine verilen resmî geçiş belgeleri ve imtiyaz fermanları, mühürlerinin kırılmaması ve gizliliğinin korunması için ortadan ikiye katlanmış, menteşeli bronz plakalar hâlinde verilirdi. Romalılar, ortadan ikiye katlanıp kapanabilen bu belgelere biçiminden yola çıkarak “diploma” (ikiye katlanmış nesne) adını verdiler. Bu belgeleri ülkeler arası taşıyan elçilere de "diplomat" denildi. & @lıntı
*HİCRET - 6* *Ancak mü'minler kardeştirler* Bu tür fedâkârlık ancak İslâm kardeşliğinde vardır. Nitekim Allahü teâlâ meâlen; *"Ancak mü'minler kardeştirler."* (Hucurât sûresi: 13) buyurarak, gerçek sevgi ve samimiyetin maddî menfaatle değil, îmân ve inançla var olabileceğini buyurmuştur. Bu da açıkca Ensar ve Muhâcirîn'in arasında görülmektedir. Medîne'ye hicretin, İslâm târihinde büyük önemi vardır. Hicret'ten sonra Müslümanlığın kolayca ve süratle yayılması sağlanmış, İslâm dîninin merkezi Mekke'den Medîne'ye nakledilmiş oldu. Ensâr ve Muhâcirîn bu yeni İslâm merkezinde el ele vererek İslâm dîninin kuvvetlenmesi için her fedakârlığa katlanıyorlar, Resûlullah'ın etrâfında toplanarak ve İslâm dîninin esaslarına uyarak yeni bir nizam ve mesûd bir hayat kuruyorlardı. Eski sıkıntılı ve korkulu günler arkada kalmış, inançlarından dolayı insanlara işkence yapan müşriklerin ezâ ve cefâ veren ellerinin uzanamayacağı Medîne'de hürriyet ve emniyet havası içinde sâkin, tatlı bir hayat başlamıştı. Müslümanlar bir devlet olmuşlardı. Cihâd emri burada geldi. Medîne'deki kabîleler arasındaki kin ve düşmanlık kalktı, yerini İslâm kardeşliği ve sevgisi aldı. Hicretten sonra İslâmiyet süratle yayıldı. Medîne üzerine yürüyen müşrik orduları, yapılan savaşlarda mağlûb edildi. Daha sonra Mekke de fethedildi. İslâmiyet Arap Yarımadasının her tarafına yayıldı. Bundan sonra da İslâm orduları asırlar boyu, dünyânın dört bir yanına bir îmân seli gibi aktı. İslâm nûrunu dünyânın her tarafına yaydı. *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı