"Sizin cennetinizi sevmedim, ben," dedi. "Çılgın bir yer, canavarların yeri, buzun, fırtınanın ve öfkenin olduğu bir yer."
"Ya sizin cennetiniz?" diye sordum.
"Hep sonu gelmez bir yaz, meyvelerin, çiçeklerin ve büyüyen her şeyin olgunlaştığı bir yıl."
Başımı itiraz eder biçimde sallayıp dişlerimin arasından homurdandım:
"Sizin cennetinizi sevmedim. Hüzünlü bir yer, sakin bir yer, zayıflara, hadımlara ve şişko, salya sümük erkek müsveddelerine göre bir yer."
Küçücük bir yaz bulutunun, insanın kulaklarında gümbürdeyen ve zangır zangır titreten yıldırımlı bir fırtınaya ne zaman dönüşebileceğini insan bilemez.