Bireyler olarak bizler dünyanın özel gözlemcileriyiz. Dünyayı hikâyelerimiz, inançlarımız ve düşünce kalıplarımız aracılığıyla görür, duyar ve deneyimleriz. Düşüncelerimizi genişlettikçe ve yeni olasılıklara açıldıkça, daha büyük bir olasılıklar havuzundan seçimler yapabilir ve kararlar alabiliriz. Belirli bir sonuca odaklanırsak diğer olasılıklara karşı kör oluruz.
Kabullenmek pes etmek ve umursamamak değildir. Gerçeği kabul etmek acı verici ve aydınlatıcı olabilir ancak sonunda bir sorunu nasıl daha yaratıcı bir şekilde çözebileceğimizi düşünmek için bizi özgür bırakır.
Arzularım ya da endişelerim beni farklı bir geleceğe karşı körleştiriyor mu? Kendimle ilgili şüphelerim yapabileceklerimden beni mahrum mu bırakıyor? Standartlarım/ yargılarım kalıpların dışında bir fırsatı elde etme yeteneğimi sınırlıyor mu?