Şairin hayatının —eserlerinin ana motifinin anlaşılmasına hizmet
edecek— gerçek olaylarını ya da kişisel koşullarını büyük bir titizlikle araştırır; hatta daha da ileri gider ve sonunda bunları şairin şiirlerinden daha ilgi çekici bulur hale gelir; Goethe hakkında yazılmış olanları Goethe'nin yazdıklarından daha fazla okur,
Yürümek için baston ne ise, düşünce için Kalem de odur, fakat nasıl ki insan en kolay bastonsuzken yürürse, en kusursuz biçimde de elinde kalem yokken düşünür. İnsan ancak yaşlanmaya başladığında bir baston kullanmayı ister, [baston artık onun için bir yük değil, bir yardımcıdır] kalem de böyledir.
Bir düşünce ifade edilir edilmez (ya da sözcüklerini bulur bulmaz) içimizdeki varlığını yitirir yahut en derin anlamıyla neşesini ve kıvraklığını kaybeder. Başkaları için var olmaya başlarsa içimizde hayatiyetten kesilir; bir çocuğun dünyaya gelmesiyle anasından uzaklaşması gibi...
Dolayısıyla bir kitap meşhur hale gelmiş ise, okur onun muhtevasından ötürü mü, yoksa biçiminden ötürü mü meşhur olduğuna titiz bir şekilde dikkat etmeli ve ayrım buna göre yapılmalıdır.