Birini seviyorsun, dünya güzelleşiyor. Anlam kazanıyor sanki yaşamak. Çiçek, böcek, hava, su, toprak bile bir farklı geliyor insana. Yaşıyorum ben, ne güzelmiş bu yaşamak o var çünkü hayatımda. Tüm sevgim onun ben onu sevdikçe varım diye düşünüyorsun. Öyle bir mutlu oluyorsun ki bu mutluluk diğer mutluluklara benzemiyor. İçin kıpır kıpır, güçlü hissediyorsun hem de. Ben her şeyi başarırım diyorsun. O var çünkü hayatında. Sonra bir gün devran değişiyor. Neşeli günler gidiyor soğuk bir rüzgarla ayaz geliyor. Sanki canından can kopuyor, kanser gibi her gün acı tekrarlanıyor, büyüyor, tüm vücuduna yayılıyor. O dünyayı anlamlandıran kişi gidiyor. Haklı veya haksız, nasip veya değil, seviyor veya sevmiyor. Farketmez sonuçta sana yaşamayı sevdiren parçan gidiyor. Gün doğuyor o yok gün batıyor yine o yok. Sonra sorgulama başlıyor, ben çok mutluydum nasıl bu hale geldim oysa bulutların üstündeydim şimdi ise yere çakıldım. Kalkamıyorum sanki kemiklerim kırılmış ruhum bedenimden çekilmiş. Kalbim bile beni terketmiş,gözyaşlarım kurumuş. Ya umutlarım? Onlar zaten kayıp. Bana kuş seslerini sevindiren insan yok. Keyfim yok, huzurum yok, aşkım yok. Yaşamaya devam etme gücüm yok. Ezik hissediyorum, sevgisiz, başarısız, işe yaramaz. Hayatı onun varlığı anlamlandırıyormuşum. Şimdi en güzel çiçeğin bile bir değeri yok.