"Aldatılmışsan, başını okşadığın köpek elini ısırmışsa, artık kime şikayet edeceksin? Karına mı, polislere mi, kamuoyuna mı? Peki kadın seni uşağınla boynuzlamış, el alem seni anlamadığı gibi bir de senin için üzülmek yerine her yanını didiklemeye, oymaya yeltenmişse, kime sığınacaksın, Tanrı'ya mı? Benimse sığınacak kimsem yok..."
-"İnanın bay Wandergood, dünyanın sizin rasyonunuzu istediği filan yok; bu büyük bir yanlış anlama!"
- "Peki ne istiyor, yüce aziz?"
- "Ne mi istiyor? Mundus vult decipi... Dünya aldatılmak ister!"
insan suretine bürüneli beri korkmadan geçirdiğim bir an anımsamıyorum: Daha yüreğimin ilk atışını duyuşumda bile. Aynı anda hem yaşama hem ölüme olam uzaklığı sayan o keskin, yüksek tık sesi, Beni daha önce hiç duymadığım bir ürküntü ve telaşla sarsmıştı. İnsanlar her yanı ölçüp saymayı severler, anladım da, yaşamın yitip giden her bir saniyesine sihirbaz titizliğiyle eşlik eden bu sayacı bağırlarında nasıl taşıyabilirler?