“Dans edelim.”
“Ne?”
Onu kendime çektim, tozlu yolda ayağı kayarken parmağımla çenesine dokunup kaldırdım. “Lütfen dans edelim.”
“Burada mı?” diye sordu şüpheli şüpheli. Ancak ses tonuna rağmen bana sokuldu. Boştaki elimi beline sararak onu sıkı sıkı kendime yapıştırdım. “Neden olmasın? Sen, ben ve müzik buradayız. Başka bir şeye gerek yok.”
“Dışarıdayız. Aralık ayı.”
Elimi çenesinden aşağı indirip elini tuttum, dibine kadar yanaşıp yanağımı yanağına koydum. Ağzımı kulağına yaklaştırıp, “Ben seni ısıtırım,” diye söz verdim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
…Bana seni en mutlu eden şeyi söyle bari.”
Bir süre kafa yorup cevap verdi, “Basit şeyleri seviyorum.”
“Mesela?”
“Bilmem. Güneşin doğuşu. Sıcak hava. Dondurma.”
…Sende bir şey var. İkimiz birlikteyken…” İnledi. “Sözcükleri bulamıyorum ve bundan nefret ediyorum. Sana tam olarak ne kadar güzel olduğunu ya da nasıl güzel bir his verdiğini açıklayamamaktan nefret ediyorum çünkü her şey gerçeğinin yanında sönük kalıyor. Hakkını verecek sözler varsa bile ben bilmiyorum. Ama yemin ederim, öğreneceğim, gerekirse icat edeceğim.”
…Kimin kime iyi geleceğini kim nereden biliyor? Belki senin için benden iyisi vardır ama ben onunla hiç tanışmamanı umacak kadar bencilim. Tek bildiğimiz, kimi istediğimiz ve bence sende beni, en az benim seni istediğim kadar istiyorsun.”