“Allah geçinden versin ama ölürsen
ne yaparım?" dedi geçen gün. "Göm" dedim, "Ölürsem bir kuyu kaz, at içine. Kimseye haber verme. Onu da mı ben düşüneyim, ölmüşüm zaten."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Boşanmak kolay oldu. Zor olan yeniden yalnız kalmaktı. Herkese karşı öfke doluydum. İçim dipsiz bir kuyu gibiydi. Yıllar boyu bazen bardaktan boşalır gibi, bazen damla damla,
bazen ip gibi incecik akarak öfke doldu içime. O öfkeyi hiçbir yere akıtamadım. Mecburen dışıma sızdı.
Dipsiz kuyu bile dolmuştu. Bir yere dökebilsem içimi, rahatlayacaktım.”
“Evlilik teklifi ettiği gün, ‘Mehmet ben çok yalnız ve çok yaralıyım, emin misin?’ diye sormuştum, heyecanla "evet" demek
yerine. Onu kendimden korumaya çalışıyordum.”
“Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler
geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.”