Şefkat ve merhamette güneş gibi,
Ayıpları örtmede gece gibi,
Sükunet ve zarafette nergis gibi,
Cömertlikte nehir gibi,
Yumuşaklıkta ölü gibi, tevazuda toprak gibi olasınız!
Dağları dertle gezen, nergiste sararmış benzini görür. Yalnız şekle şemaile bakan bir taçtan ibaret sanır. Karanlıkta kalan, onu ışık bilir. Hasret çeken, nergisi sevdiğinin gözü gibi düşünür.
Zaten insan, hayatı olduğu gibi değil, baktığı gibi görür.
Gönül düzelirse, bakış güzelleşir.
Kainata ibret nazarıyla bakarak, lisanlara dualar doluşur.
Çocukların saçlarını dağıtan rüzgar birgün nergisinde boynunu büker. Bu haliyle; insana başı önde, bakışları yerde, mütevazi olmanın güzelliğini fısıldar. Soğuğa dayanıp incecik filiziyle toprağı delişiyle, azmin gücünü hatırlatır. Yerine, toprağına pek sadıktır. Koparılıp yaban ellere düşünce çabucak solar. Bu narinliği, insanın ilk varlığının, doğumunun bile ayrılıkla başlamasını anımsatır. İnsan, doğumdaki ayrılıkla ilk nefesi alır, ciğeri yanar, ağlar.
Tek farkla; insan, her ayrılıkta bir dönüşüm fırsatı bulur, kendine yaklaşır.