• Jorg’un Miana yengeyle evliliği üzerinden başladık. Nikahımızı Peter Gornst yaparken; nikah şahidi olarak da beni yazmışlar, bende hemen kabul ettim tabi.
    4 yıl önce diye başlayan bir bölümler zinciri var, yani keşke geçen kitabın kaldığı yerinden devam etseydi. Daha iyi olurdu. Böyle sürekli geçmişi okuyunca bu kitaba ne zaman sıra gelecek, moduna giriyorsunuz. Bunu belirtmek gerek.
    Kitabımız önceki kitapla kıyaslandığında geride hatta oldukça geride kalıyor. Yani bunu nasıl anlatayım hani diğer kitap 1. ve en önde olarak kabul edildiğinde bu kitap 2. sırada bile olsa birbirlerini görmüyorlar. O kadar arada fark var. Anlatımı bazen öyle sıkıyor ki elimden fırlatmamak için zor tuttum kendimi. Bunda etiketteki 39,90 yazısının zerre alakası olmadığını da belirtmek isterim.
    Kitabımızda bir de Nekromansi üzerinde duruluyor. Şimdi Nekromansi de ne ola ki gibi yorumlar geliyor sanırım. En azından bana geldi. Ölmüş kişilerin ruhlarını doğaüstü güçlere karşı ruhsal koruma amaçlı çağırma olayı ya da böyle bir MEB tanımı yerine daha bizden bir cümleyle özetleyelim. Bilgi almak için ölülerin çağrıldığı ve ucuz Türk korku filmlerinde de sıkça rastladığımız bir Orta Çağ inanışı aslında. Nigromancy, başta Kilise olmak üzere her yerde yasaklanan bir davranış olarak öne çıkıyor. Tabi şimdi meraktan öyle araştırdım ki, burada da gereksiz bilgi kalabalığı yapmadan konuyu özetlediğime inanıyorum.
    Spiritüalizm olarak da bunu genişletip sizlere fikir verebilirim. Yazarımız ayrıca Yapay Zeka üzerinde yani cansız varlıklara canlı varlık özelliği katmayla uğraştığından, bu konuya yoğunlaşması çok normal. Tabi bunu bazen çok abartmış bazen de üstünkörü geçmiş ama onun tercihidir, saygı duyarız.
    Finalde de Temren Prensi Egan ile bir mücadeleye tanık olacağız ve kitabımız bitecek. Ama ne ara Prens, ne ara Kral, ne ara İmparator oldu derseniz, inanın bende bilmiyorum. O yüzden bu kitabı çok beğenmedim ama kavga gürültü olunca biz Türk insanı pek mantık aramıyoruz. Yorumu sizlere bırakıyorum. Bana sorarsanız “Okumasanız da Olur” diyeceğim. İyi akşamlar diliyorum..
  • 38 kişilik grubumuz. Kahramanımız Jorg. Hatta şimdiden Krala ve geleceğin İmparatoruna ayıp olmasın; Prens Honorous Jorg Ancrath. Biraz Spoiler vericem ama işleyişi etkilemeyecek.
    Türkiye'de olsa 10 sezonluk dizi yaparlar bu çocuğu. 9 yaşında anne ve kardeşlerin gidişi, 13 yaşında başına geçilen çete, çocuk kahramanların ünlü olmaya başladığı son dönem edebi yapıtları ve Cedric efsanesinin 14 yaşındaki halinin birleşmiş hali. Ne kadar Anti olsa da o bizim canımız ciğerimiz.
    Karakterlerden bazılarını da çok tuttum. Mesela Rike, küfürbaz ve atarlı kardeşimiz. Acayip küfürleri var. Çulsuz Çiftlik Kurtçukları ve Zikindirik Bataklık Çiftçileri bunlardan bazıları. Aynı grupta Makin de var. O da sakin timsali. Kolu kopsa '-Olsun ya bir tane daha var' diyenlerden. Gemt ve kardeşi Maical (Allah rahmet eylesin) var. Gemt bildiğiniz üzere daha ön planda. Kardeşiyse bir o kadar geride. Hatta o kadar gerideki yazarımız bunu 'Bindiği Atın Kendisinden Daha Zeki' olmasıyla tanımlayarak konuyu kapatmıştı.
    Amacımız Kont Renar’dan intikam almak. Öyle olaylar var ki ipin ucu kaçıyor bazen. Olsun, zararı yok kurgu güzel. Her ne kadar bazı yerlerde yazar kendini kaybetse de güzel bir başlangıç kitabı olduğunu söylemek mümkün.
    Ayrıca 14 yaşında Kral olacağını söyleyen Jorg; 15 yaşına gelince Kral olduğu gibi yazarımız bizlere 20 yaşında da imparator olacağını söyleyerek serinin 3 kitap olacağı sürprizini veriyor. Şimdiden ben son kitabı düşünerek diğer kitaba geçeceğim ama olsun. Beklentilerim çok.
    Son olarak da direksiyon sınavım vardı. Kazandım arkadaşlar. Acayip mutluyum. Bazen kendime bu kadar sakin olmak yerine biraz heyecanın iyi olduğunu söylediğim olmuştur ama bugün kazandıysam bunu sakinliğime borçluyum. Sonuç olarak kazandım ve mutluyum. Darısı kalan arkadaşların başına. Mutlu keyifli akşamlar ve huzurlu bir hafta sonu tatili diliyorum. Kendinize iyi bakın..
  • Feda edemeyeceğin her şey ayak bağıdır. Seni öngörülebilir kılar, zayıflatır.
  • Sevginin hüsrana uğrattığı yerde sizi nefret diri tutar.
  • Adamlarınızın çoğunu öldürmemek sizin sorumluluğunuzdur. Yoksa kime önderlik edeceksiniz?
  • Şu sıra fantastik kurgu dönemimdeyim, Dikenlikler Kralı'nı ne zamandır bekliyordum bu araya denk gelmesi iyi oldu.

    Dikenlikler Prensi'ni çok beğenmiş, anti-kahraman olan Jorg'a da bayılmıştım ve bu kitabı merakla bekliyordum. Anti kahraman yazmak zordur çünkü,
    *Çoğu yazar ne yazık ki bu emelle yola çıkıp sonradan karakteri haklı çıkaracak nedenler üretmeye çalışırlar ancak Jorg öyle değil, o sadece kötü.
    *Karakter farklı ve ürkütücü olabilmelidir, hoş olmayan davranışlar yeterli olmaz, karakteri okudukça sizi şaşırtacak bir şeyler bulabilmelisiniz.
    Lawrence ilk kitapta bunları çok iyi başarmıştı, Jorg hem yeni hem farklı gelen bir karakterdi, sayfalar ilerledikçe başka bir tarafı çıkıyordu ancak bu kitap ilkinin zayıf bir yansıması gibiydi. Beni şaşırtan hiçbir olay olmadı diyebilirim, hatta Jorg daha sevecendi sanki. Olay örgüsü güzeldi ve geriye dönüşler olaylara olan ilgiyi artırıyordu ancak bir çok olay zayıftı, yazarın okura daha iyi aktarabilmesi lazım. Katherine'in günlüğü ise başarılı bir detaydı.

    Yaşanan bazı olayları da Jorg'un karakterine uygun bulamadım, sanki bu kitaba ait değillerdi .

    Yazar ilk kitapta hem farklı bir karakter hem de hikaye öne sürmüştü, yeni ve dikkat çekici detaylar çoktu ancak bu kitaptan ilk kitap kadar tat alamadım. Bazı detayları (kutu ve hayalet gibi) sevdim tabii ki ve serinin dünyasını daha yakından tanıma imkanı bulmak güzeldi.

    Dikenlikler Prensi'ni daha çok sevsem de bu kitabı da severek okudum, serinin sonunu merak ediyorum.
  • Son derece sürükleyici bir roman. Gerçekten muhteşem. Devamını sabırsızlıkla bekleyeceğiniz bir fantastik serinin ilk kitabı. Olay örgüsü, işleyişi ve hikayesi ile okuyanı kendisine bağımlı hale getiriyor.