Beyaz tülbent yanmış köylerin, delik deşik duvarların, askeri konvoyların, mezarlıkların üzerinde, ölümlerin bitmesini, savaşın susmasını isteyen bir barış bayrağı gibi sallanıp durdu epey zaman.
"Ey güzel ev" dedi, "ey bize her seye rağmen sahip çkan, sicak ve soğuklardan, kaza beladan, zelzeleden koruyan; acımıza sevincimize ortak olan Allah'n evi... bağışla bizi!"
Elini kapımıza sürdü. Bize göz kulak olmuş, doğumlara, ölümlere, iyi ve kötü günlerimize şahitlik etmiş, kocasının ölümünü görmüş, onu hasta etmiş bu toprak damlı eve her şeye rağmen son kez teşekkür etti.
Raflardaki kitaplardan avuç avuç harf akıyordu sanki yere. ○ an, yere saçılan o harflerin peşine takılıp belirsiz bir cümlenin içinde sonsuza kadar kaybolmak istedim.