Proust kulağıma fısIldadı: "Vücudumuz, sadece bacaklar ve kollar gibi uzuvlardan oluşsaydı, hayata tahammül etmek kolay olurdu, Ne yazık ki içimizde kalp adını verdiğimiz o küçük organı da barındırırız."
Yaşar Kemal, "Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömdü mü, sonu felakettir" dedi bana. Başımı çevirip konuşacak birini aradım kütüphanede. Yalnızdım. Kimse yoktu. Kendimle konuşmaktan başka çarem kalmamıştı.
Ölülerimiz, o çerçevede hayatımızın sıradan bir parçasıymış gibi uzun uzun bize bakıyordu. Bazen fotoğraflardan çıkıp bizimle yer sofrasına oturuyor, mezarlarda üşüyen kemiklerini sobanin alevine tutuyor, yemeklerden sonra kaçak çay içiyor, süpürgeyle evi süpürürken anneme cevap veriyor, radyodan hava durumunu dinliyorlardı.