Rus Edebiyatı'nın çarpıcı ve önemli eserlerinden biri olan Ana konusu itibariyle bir politik savunmayı ön plana çıkarıyor. Oğlunun düşünceleri için ona yardım eden ve yaşamı pahasına pek çok zorlukla baş eden bir anneyi ayrıca o dönem Rusya’sının işçi-patron ilişkilerini de gözler önüne seren bu eserin konusu ise şöyle;
Pelaka kocası ile birlikte Rusya'da yaşayan bir kadındır. Kocası fabrikada çalışan ve diğer erkekler gibi işten gelip içen ve sonra karısını döven Mihaildir. Bu durum çok yaygındır ve kadınlar sadece kocalarına hizmet için vardırlar. Bir de çocuk bakmak tabii. Paleke ve Mihail in Pavel adında bir oğulları vardır. Pavel babasının davranışlarını gözeten ve onun gibi düşünen bir çocuktur. Babası ölünce de annesine ilk başlarda kötü davranmış fakat fabrikaya gidince değişmeye başlamıştır. Annesi çocuğundaki değişimleri fark etmişti. Pavel her gün değişik kitaplar okuyor ve git gide sessiz bir çocuk haline geliyordu. Annesi ona ne okuduğunu sorduğunda yasaklı kitaplar diyor ve yalnız kalmak istediğini vurguluyordu.
Fabrikada patronlar işçilere çok kötü davranırdı. Hep daha fazla çalışırlar fakat karşılığını hiç alamazlardı. Aldıkları ücret çok az çalışma koşulları ise çok ağırdı. Pavel bunların farkındaydı ve onun gibi düşünen bir kaç arkadaşı daha vardı. Bir gün annesi merak etti ve ona düşüncelerini sordu. Pavel ona her şeyi anlattı. İşçilerin şartlarından, özgürlükten ve adaletten bahsetti. Bir kaç gün içinde eve arkadaşlarının geleceğini ve artık burada toplanacaklarını bildirdi. Ana ilk başlarda gelenlere pek ısınamadı ama daha sonra onları dinledikçe hepsine kanı ısındı hatta Andre’yi oğlu gibi sevmeye başladı.
Pavel ve arkadaşları fabrikadaki işçilere bildiri yayınlamaya başladılar. Yavaş yavaş herkes konuyu fark ediyordu. İşçiler aralarında