Çevresini saran insanların hiçbiri umrunda değildi, hiçbirini sevmiyor, hiçbirine hınç duymuyordu; şurada tarlanın kenarında ellerinde parıldayan kocaman tırpanlarıyla duran, arada sırada gözlerine siper edip merakla ona doğru bakan çiftçiler kadar umursamıyordu onları.
O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı.
Böylesine küçük düştüğü ve yalnızlık batağında boğulmamak için böyle kaba saba insanlara el uzatmak zorunda kaldığı için kendisinden de nefret ediyordu.