Sevdiği işi yapan herkes mutlu değil. Keyif aldığın işi güzel bir ortamda yaptığını düşün. Belki de ortamın daha önemli olduğu söylenebilir. Sevdiğin işi keyifle yapabileceğin bir ortama sahip değilsen, sevdiğin iş vazgeçmek istediğin bir işe dönüşür. O yüzden “Öncelikle sevdiğin işi bul, o zaman mutlaka mutlu olacaksın” söylemi herkes için geçerli olmayabilir. Hatta bana kalırsa fazla naif bir düşünce.
Çaresizlik. Usanç. Boşluk hissi ve hiçlik… Bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır. İçinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. Bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.
Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.